22 Eylül 2009 Salı

Hellöööössss

24 Mart. Son yazi o zamanlar yayinlanmis. Aradan nerden bakarsan bak alti ay gecmis. Nerden bakarsan bak cunku tarih bu, rakam, sayi, matematik. Oyle bakis acisina gore degismez yani. Hic bir sey yazmamisim. Utandim mi? Pek degil. Ama uzuldum. Oysa ki bu alti ayda neler oldu neler. Sozun ozu, sanirim tekrar yazacagim, cunku dondum basladigim yere. Masam degisti, hayatim degismedi. Okur, orda misin hala? Bir tane okurdun zaten, sen de gittiysen...ama haklisin yahu, alti ay yavuklusu insani beklemez askerde bu devirde. Yolun acik olsun okur. Ben tekrar yazacagim, birinin oltasina takilir belki.

Dedim ya neler neler oldu bu alti ayda. Ornegin ben mezun oldum. Ama hala ogrenciyim. Cozemedim bu donguyu. Daha sonra Turkiye'ye gittim geldim. Geldim kismina dikkat cekiyorum. Tahmin edin nereye geldim tekrar. Guney Kore yahu. Bildiginiz, hani su cok sevdigim. Evet kismet olursa uc sene daha burdayim. Sonra, buyuk planlar yaptim aralik ayi icin. Kafami kazittim tekrar. Kilo aldim verdim aldim verdim, ben bir turlu su gobegi yenemedim arkadas. Bunlar oldu. Yazacagim kismet nasip olursa.

Simdilik bu kadar. Ozur dilerim pilogum. Bosladik seni. Kaldir kaslarini, hemen basliyorum bir Kore yazisiyla biterse bugun.

Merhabalar tekrar sevgili pilog, be pilogger. Hellos.

24 Mart 2009 Salı

Havada Durdum Sahitlerim Var!

- Ben Seul'e giderken bana bir hal geldi.
- Simdi beyefendi, adiniz neydi hani bir laf var, kelin merhemi olsa diye...
- Allaaaaaahhhh

Iste boyle bir hayattir istedigim. Yuvarlanip gitmek deyimini tam manasiyla yasamak.

10 Mart 2009 Salı

Kore'de Kadin-Erkek Iliskileri

Simdi kadinlar gunu, sevgililer gunu, yok efendim white day, yok black day derken aklima gelmis bulundu. Gelmis bulunmusken yazayim. Cok sacma iliskilerdir Kore'de Kadin-Erkek Iliskileri. Bu konuda soyleyeceklerim bu kadar. Sacma yani. Detaya girmek istemiyorum.

Kadinlar, Esitlik ve Bir Suru Sacma Gorus

8 Mart Kadinlar Gunu imis, sevgisi hatirasi o gun anilmaliymis. Boyle bir sarki vardi, anneler gunu icindi yanlis hatirlamiyorsam. Aslinda dogru hatirliyorum mesela, cunku internetten gugildan falan baktim, bakmakla kalmadim cek ettim. Boyle de ingilizce sokarim icine dilin. Yaparim bunu mutemadiyen. Ayrica bu da konuyla alakasiz ama samimiyetsiz bir davranis. Sanki konusuyormusum gibi, "boyle bir sarki vardi, yanlis hatirlamiyorsam". Actim baktim gercekten varmis, ama sanki ne dusunduysem direk olarak yazmisim gibi, hatirlamaya calisan bir insan imaji yaratmaya calistim. Ama sana yalan yok Okur, actim baktim arastirdim sonra yazdim. Hatirlamama gerek kalmadi. Konumuza geri donersek, evet Kadinlar Gunu. Kutlu olsun, mutlu olsun falan filan.

Bayanlar ustune alinmasin ama, Sevgililer Gunu ile ilgili goruslerimden ters olarak bu gunun kutlanmasini anlamiyorum. Kadin olmak, olmasi gerekilen bir sey. Bunu neden kutlariz ki. Yani onlara kadin olduklarini hatirlatmamiz gereken bir gun mu? Eger bunu yapmiyorsak sorun olmaz mi zaten.

Ama sanirim hala kadinlari kadin olduklari suclayan bir kesim de mevcut. Oyle ya, kadin olmayi kendi secmis, sen de kendi erkekligini sanki hakederek kazanmissin gibi bir tavirlar, edalar, boburlenmeler falan. Bildigin tesadufsun sen. Ustelik cocugun kadin veya erkek olacagini belirleyen de erkek. Babasini sucla o zaman. Yanlis. Ama bu yanlis zaten acik, secik fakat cozulememis. Benim bahsetmek istedigim yanlis ise daha baska. Kadinlarin bu yanlisi duzeltmek icin verdikleri ugras icinde kantarin topuzunu kacirmalari.(Bu arada ben findik kantarlarinda tartilmayi cok severdim. Ozledim yahu.) Kadin olarak saygi gormeyi isterken, kendilerini erkeklerden ustun gostermeye calismak ise tam anlamiyla perhiz ve lahana tursusu arasindaki nefrete bagli beraberlik ile ayni minvalde bulunmaktadir. (Bu arada sabah sabah bir lahana tursusu kavrulsa perhiz falan kalmaz. Onu da cok ozledim.).

Bu yazi icin sacma olan gorusum ise kadin ve erkegin ozunde zaten esit olmamalari. Ama bu esitlik kavrami, kendilerine gosterilen saygi gibi manevi seylerden ote fiziksel yani daha cok maddi seylerden kaynaklanmakta. Bunu zorlamanin, sadece kadin oldugu icin her seyi hakettigini dusunmenin ise, sadece kadin oldugu icin hor gorulmeyle tek farki devre arasinda kaleleri degisecek olmalari. Bu yuzden ben gereksiz saygi sevgi ehemmiyet gosterilmesine karsiyim kadinlara karsi. Madem esitlik istiyorsa kadinlar samimi olacaklar. Ben erkeklere nasil davraniyorsam kadinlara da oyle mi davranayim? Bu mudur istekleri? Yoksa ayricalik mi? Bunun farkina varmalilar once. Yoksa inanin ben erkeklere davrandigim gibi bayanlara davranirsam hepsi bayan olmanin guzelliginin daha cok farkina varacaklar beni hayatlarindan silerken elbet. Kimse kimseden ustun degil. Ama bir gercek var ki, esit de degiliz. Kimi yerde kadinlar gorurken haksizlik, erkekler de hunharca ezilmekte elbet.
Sirf kadin oldugu icin, kimseye ayricalik gostermem ornegin. Belki sesim kibar cikabilir orasi ayri mevzu. Hala en basit kufurleri kullanirken bile utanirim kadinlarin yaninda. Ama baska da ayricalik beklemesinler benden. Cunku kendilerinden kadin olmalari disinda bir beklentim yok. Ama eger beklentilerim dogrultusunda davranislarimda degisiklikler olacaksa, bunu kadin erkek ayirt etmeden yaparim.

Ulkemdeki kadinlar ve gordukleri muamele hakkinda da cokca yazacagim sey var elbet fakat burda degil. Ozellikle Karadeniz, calisan kadin ve kahvede oturan erkek uclemesi de var bunlarin icinde. Oncelikle belirteyim ayiptir. Iftiradir.

Ben ne diyordum yahu. Saptim konudan falan. Yani diyorum ki kadinlar birer cicektir. Boyle de kiviririm bir anda. Aklin almaz Okur. Soyle yeni bir paragrafla baska seyler yazmak istiyorum su an.

Kadinlar gununuz umarim iyi gecmistir, kadinlar. Kadinlar; ulkemin, dunyamin cilekes kadinlari. Ezilen, hor gorulen, asagilanan, kucumsenen kadinlar. Bu arada hor gormek ile kucumsemek es anlamli kelimeler gibi geldi bana. Neyse ama ana mevzuyu kavradiniz sanirim. Cok sevdim kadinlari. Aldattiklarim da oldu, aldatildigim da. Ama hic konusmadim arkalarindan.

Kadinlar hakkinda soyleyecek cok sozum var aslinda. Ama hic birini soyleyemedim. Anlamadim ne yazdigimi da, ama her zamanki gibi silmeyecegim yine. Ne geldiyse aklima onu yazdim.

Ama bitmedim mesela. Kadinlar araba kullanmasin, demeyecegim elbette. Ama ne olur biraz daha atik olsunlar. Koreli kadinlar, her yerde makyaj yapmasin, bebek taklidi yapmasin. Turk kadinlar, her erkek size asilmiyor bunun farkina varin. Sadece iki kelam etmek istedik diye aklimizda sizi tenhaya atmak gibi planlar yok. Basit insanlariz yahu biz de. Insaniz yani. Once bu paydada birlessek. Ben bir kadinla konusmak icin, yanlis anlasilma telasi gutmesem mesela. Gereksiz yere sapik damgasi yemesem. Sen o dekolteyi giyersen, benim gozum oraya kayacak valla. Inan olsun, istemli degil. Ben giysem senin de gozun kayar eminim. Uzerinde kocaman yazili tisort giyersen, ben onu okumak isteyecegim elbet. Sadece kadinsiniz, diye her erkek sizle birlikte olmak icin taklalar atmiyor inanin. Bunu istedim sizden bu 8 Mart'ta. Insan gibi olalim, esitligimiz orda kalsin mesela. Samimiyetimi ispatlamak zorunda kalmiyim her seferinde.

Kadinlar ne ister? diye meshur bir soru vardir. Onu sormus sayin beni. Cevaplayamadim da ustelik. Yazamadim yahu dusunduklerimi. Aile ferdi kadinlar okur bunu simdi, Az kaldi donmeme. Lahana tursusundan olmayayim. Kore'ye donuste tekrar yazarim, kafam rahat.

Kadinlar Gunu'nuz kutlu olsun. Bu dunya kadinsiz hic bir seye benzemezdi. Bu yaziyi da James Brown'dan It's A Man's Man's Man's World ile bitirelim madem.

"This is a man's world, this is a man's world
But it wouldn't be nothing, nothing without a woman or a girl"

Burun

Sana malik olan ne bahtiyardir
Hey zeka membai hey koca burun
Bazi burun var ki sanki hiyardir
Bence en alasi atmaca burun

Burun deyip gecme sakin arkadas
Burun var cikartir Yoroz'a da tas
Sofrada canaga sallarken kasik
Mutlaka girmeli sutlaca burun

O varken kim bakar kas ile saca
Mubarek tepesi benziyor taca
Kanatlarindan yap bir kazan paca
Kahvalti olmali kirk aca burun

Bir burun sahibi olmus de mutlak
Atmislar ustune bir hafta toprak
Ortulmemis yine sen hikmete bak
Kalmis disarida tabanca burun

Burun var oyulsa koca saz olur
Burun var vapura davlumbaz olur
Oyle cok mubarek burun az olur
Cok gordum sigmiyor bakraca burun

Yalniz mubarek ol olmadi bize
Ne burunlar vardir Karadeniz'de
Ararim usaklar var midir sizde
Tepesi morarmis alaca burun

Mesut Reis'in de burnu yamandi
Burunlar icinde o pehlivandi
Vurdu tepesinden bir karis aldi
Yine bozulmadi o paca burun

Ey baba burunu atma yabana
Burun var ki benzer dogru kabana
Ben bi sey diyemem ona tapana
Ne kadar kivraktir karaca burun

Fuat SAKA - Lazutlar 2008


06 Mart 2009 Cuma

Basit, Cok mu Zor?


Ben basit adamim ornegin. Aklim almiyor bir cok seyi. Boguluyorum burokrasi denen seyin icinde. Basit seylere sevinirim, uzulurum, gulerim, aglarim. Cebimde 100 won bulunca butun gun gulumserim belki, yanlis yere tikladigimda ise aglamakli olurum kimi zaman. Isterim ki hayat da bu kadar basit olsun.

Ama degil elbet. Nereye gitsem suruyle islem, kafam almiyor. Destek olmadan yasayamiyorum. Bir de askerlik mevzusu cikti elbet. Ordan bu belgeyi al, su belgeyi suraya ver, surdan su yazismayi yap, sonra tekrar buraya gel ve burayi imzala. Anlamiyorum. Hangisi ne ise yariyor bilmiyorum. Ogrenciyim, bunu gostermem yetmiyor. Suruyle belge. Vizemi uzatacagim ornegin. Suruyle belge tekrar. Hic bana gore degil. Uc ikametgah, 4x5 sekiz fotograf, insan oldugunu gosterir belge ki bunu imzalayan da bir insan, dun kac kalori aldiginin noter onayli cevirisi, topuk tasi, vatka, igde dali. Kafam basmiyor amiyane tabirle.

Cok karmasik bu hayat, cok. Gitsem desem, bu bu bu. Hayir desinler gideyim. Evet desinler olsun. Bu kadar ugrasmak istemiyorum. Askerlik yapmaktan beter geliyor bunlarin bana verdigi stres. Sinirdisi edileyim de haftada yirmiyedi bucuk kere gocmen ofisine gitmeyeyim her seferinde yeni bir belge ile.

Butun bu rutinler hakkinda ise zerre bilgim yoktu ornegin. Gidip ogreniyoruz, ve bir daha isimize yaramiyor belki de. Lisede, ortaokulda suruyle ders aldim. Ilkokulda bile Hayat Bilgisi adinda bir ders almisligim var. Standardizasyon, Vatandaslik Bilgisi, Milli Guvenlik. Din Kulturu ve Ahlak Bilgisi. Tamam ben generalin omzundaki isareti ve anlamini ezberledim de, ben generali gormedim ki daha su belgelerden kafami kaldiramadan. Peki iyi guzel, nufus sayiminin seklini cismini ogrendim de, nufus kagidi nasil degistirilir bilmiyorum ki. Cenaze namazi nasil kilinir bildim de, gerekli islem icin basvuru yapilir zerre fikrim yok. Hayatinda bir tek ben olan biri bugun olse, erektil bir organ gibi kalirim ortalikta. Ne yapacagim, nasil yuruyecek isler hic bilmiyorum.

Bence bunlar ogretilmeli aslinda. Fatura nasil yatirilir, basvurular nasil yapilir, askerlik nasil ertelenir, kus nasil ucurulur, koz vermeden 7 nasil alinir, hastanede nasil bir yol izlenir. Hepsini yasayarak ogrendim. Ama komutan gormeden omzundakileri ezberledim, armalari anladim. Nasil secmen olacagimi ogrenmeden, oyumun ulkeyi nasil etkileyecegini biliyorum. Ilan nasil verilir haberim yok, mezarlik nasil alinir ne gibi islemler yapmam gerek haberim yok ama cenaze namazini kilabilirim ornegin.

Ben basit adamim. Hayat da basit olsa keske. Ya da en azindan zorlastirmak yerine basitlestirmeye calissak.

Konuya uygun bir Bulent Ortacgil sarkisi ile bitirelim bugunku hirs ifrazatimi.

Basit, basit, basit
An basit, zaman basit
Yillar gecsin bak gor
Cok zor

Basit, basit, basit
Konusmak basit, dusunmek basit
Yapmaya kalk ve gor
Cok zor

Basit, basit, basit
Sen basit, ben basit
Ikimiz olalim bak gor
Cok zor

Bir tek sen varsin
Hic zor olmayan
Yasanmadikca hic sorulmayan

Basit, basit, basit
Kalmak basit, almak basit
Ver desinler bak gor
Cok zor

Bir tek sen varsin
Hic basit olmayan
Yasanmadikca hic sorulmayan

Bir tek sen anlarsin
Dogrularda sorun var
Sen aglarken onlar guluyorlar

Basit, basit, basit
Dogmak basit, olmek basit
Yasamaya kalk da gor
Cok zor


05 Mart 2009 Perşembe

Acikliyorum.

Facebook denen melun ve fakat bir o kadar da faydali sitede olusan bir furya neticesinde bir kenara kendim hakkinda 25 akilalmaz gercek yazmisim. Sonra dedim ki: "Piloguma da yillardir yazi yazmiyorum. Suraya kopyalayip yapistirayim da sanim yurusun.". Bu fikir cok hosuma gitti fakat bir engel vardi onumde. Benim Facebook, ki sevmem insanlarin feysbuk olarak yazarak komik olma cabalarini, profilim komple yabanci, cok enternasyonel sosyalist bir insanim. Bu yuzden bunu ingilizce yazmis idim. Buraya cevirerek koyacagimdan, her ceviride olan duygu ve anlam yoksunlugu olusmasi muhtemeldir. Bunun icin ozur dilemem. Gerek yok yani. Surda biz bizeyiz zaten. Ve acikliyorum. Hakkimdaki 25 veya daha cok gercek.

Nomor 1. Ben yemek icin yasarim. Yemek onemli. Lezzet onemli. Ogun gecistirmek isim degil.

Nomor 2. Her zaman daha fazla yemek icin yerim vardir. Aslinda bunu birin sonuna da eklerdim ama 25'i tamamlamak icin boyle bir yol izledim.

Nomor 3. Her yerde, her zaman, istedigim kadar uyuyabilirim. Sorun olmaz. Kibar etlerim bir yerlere degsin yeter.

Nomor 4. Bir yemege bir de sabah uykusuna doyamadim su omru hayatimda.

Nomor 5. Hayatimda kazandigim bilek guresi musabakasi yoktur. Kaybederim hepsini. Kalibimin adami degilimdir.

Nomor 6. Ufak bir kil problemim var. Alnimda ve ellerimin icinde kil cikmiyor.

Nomor 7. Koyun yunu gibi bir sacim var. Ne kullandiysam kar etmedi. Ben de careyi saclarimi dokmekte buldum.

Nomor 8. Nedense her dizide, filmde kaybeden karakterleri cok severim. Ayrica loser'i kaybeden olarak cevirdigim icin kendimi nobel'e aday olarak hissetmedim degil. Misal bir Al Bundy, Homer Simpson, K-Man

Nomor 9. Ozel kosullar haricinde, 5 dakikadan fazla sinirli kalmam.

Nomor 10. Sebek gibi her daim gulumserim. Laubali bir insan oldugumdan, kimse beni ciddiye almaz. Ucakla millet meclisine giricem desem, yavas gir sacin basin dagilmasin derler. Hayir kullanmayi bilsem giricem gercekten.

Nomor 11. Dusta suyun altinda 2 saat oylece kalirim. Bakma hinzir hinzir. O, o kadar surmez. % dakika maksimum.

Nomor 12. Her turlu muzik dinlerim. Enstrumental da dinlerim ama sevmem.

Nomor 13. Kadinlardan hoslanirim, kadin vokallerden hoslanmam.

Nomor 14. Siska kizlardan hoslanmam. Hastalikli gozukuyorlar gozume. Bir dirhem et bir ayip orter. Canim benim. Tombulum.

Nomor 15. Uykusuz her gece bilgisayar oynarim. Uc gun araliksiz menejerlik oynayabilirim. Ucungu gun sonunda, cikar kola ve cips alirim. Dus almam. Oynamaya devam ederim.

Nomor 16. Mac izlerken kimse beni rahatsiz edemez. Onumden gecenin ustunden gecerim.

Nomor 17. Denizle konusurum. Sonra da su dokerim denize. Boyle carpik bir iliskimiz var.

Nomor 18. Burnumla gurur duyarim. Olene kadar ve hatta oldukten sonra da buyuyecegi icin gayet mutlu ve huzurluyum.

Nomor 19. Burnumu karistiririm. Yanlislikla baskasinin burnunu kendi burnum zannederim manasinda degil, bildigin maden tetkik arama seklinde.

Nomor 20. Giymeden once giysilerimi koklarim. Yaparim bunu. Koku onemli.

Nomor 21. 43 senedir erken kalkmama ragmen hala erken kalkmaya alisamadim.

Nomor 22. Gurultu, kalabalik, telas, acele hic bana gore degil. Kendi dugunume bile telgraf yolladim o yuzden. Ayrica bu cagda hala telgraf var ve valisinden bakanina herkes de kullaniyor. Ne icatmis arkadas.

Nomor 23. Hizli yururum. Her zaman ondekini gecmektir cabam. Kiz arkadasimi birakip ondekininkini aldigim olmustur zaman zaman. Ayrica ondekininkini ne kadar yanlis bir kelime gibi dursa da gayet dogru. Hos karsiladim bunu.

Nomor 24. Korku, macera, gizem, antin kuntin filmleri severim. Anlamasam da anlamis gibi ahkam keserim. David Lynch babamin oglu olsa temiz bir doverdim ama simdi sorsan kral adam ya. Fransiz filmlerini sevmem. Bekle bekle bir sey olucak diye, merhaba desin ceksin gitsin adam. Bu mudur sinema, bu mudur yedinci sanat.

Nomor 25. Nerde yasarsam yasayayim, memleketimde olecegim.

Bu da boyle 25 tane top secret, sok sok sok, flas gercekler. Gereksizdi fakat yazi olsun dedim arada. Adam unuttu pilogu sunu kapatalim demesinler. Yazmisim o kadar kac aydir, dursun azcik.

14 Şubat 2009 Cumartesi

Kapitalizm, Sistem, Ekonomi ve Sevgililer Gunu

Cok afilli girdim yaziya yalniz. Basligi oylece birakip, buraya hic bir sey yazmasam da cok guzel bir kose yazisi cikar burdan. Acaip reyting alirim. Fakat hic de oyle dolu dolu bir sey yazasim yok. Aslinda hic bir zaman bir sey yazasim olmuyor, oyle giriyorum bir yerden cikiyorum baska yerden. Misal da bugun sevgililer gunu.

Once Kore adetlerinden bahsedeyim. Efendim 14 Subat tarihinde, buralarda bayanlar erkeklere hediye alirlar. Ustelik adettendir, bayanlar sadece arkadaslari olan erkeklere de birer cikolata, seker neyim de hediye ederler. Bunu elimde cikolatayla soyluyor ve tum beni hatirlayan arkadaslara tesekkur ediyotum fakat nerde o Nestle Damak, nerde bu Ghana. Ellerini ovusturmaya, pis pis siritmaya baslama arkadasim., 14 Mart'ta ise White Day dedikleri gunde ise bu sefer erkekler bayanlara hediye alirlar. Bence guzel bir sistem. Begendim. Dur dur, hemen kufur etme kusme yalnizligina. Seni de dusunduk. Kore bu, herkesi dusunur. Yok mu sevgilin, kutlayamadin mi ne Subat ne Mart'in 14'unu. Senin icinde 14 Nisan var. Black Day. Bugunde de, yalniz arkadaslarimiz bir araya gelerek, siyah fasulye soslu makarna yemekteler ki yemegimizin adi Jajangmyeong. Gunun adi da bu siyah sostan gelmekte. Guzel bir sistem, ben begendim. Kore more ama oturtmuslar, bu guzel para tuzagi sistemi. Dusunceli insanlar vesselam.

Bu aralar ortalikta cokca gordum, "birak bu isleri", "para tuzagi bunlar", "hic isim olmaz", "bana her gun sevgililer gunu", "inanmam ben boyle seylere", diyerek cok buyuk is yaptigini zannedenleri. Acikcasi evet ayni seyleri ben de dusunuyorum bazi bazi. Ayrica bunu diyenler ayni seyi bazen anneler gunu icin de soylediler biliyorum. Ama bildigim cok baska seyler de var.

Her Mayis annem, hediyeye gerek yok oglum ben her gun sizin annenizim dedi. Basimizi oksardi. Ama ben gorurdum onun ufacik pazar isi takiyi alirkenki sefkatini, ben gorurdum onun hic giymeyecegi bluzu ustunde denerken aynaya sactigi bahari, ben gorurdum onun gozlerindeki isigi, paketi o beni bebekken kavrayan elleriyle acmaya calisirken ve ben hissederdim ne kadar mutlu oldugunu operken yanaklarimdan, kucaklarken beni. Ya hatirlaman yeter, sadece beni sev yeter dedi sevgilim. Hediye dedigin nedir dedi ornegin. Sensin benim en guzel hediyem diye ekledi. Ama ben hissettim o cocuksu heyecani sesinde sadece seni seviyorum derken, ben mutlu oldum gozundeki yasi tutmaya calistigini anladigimda hic para vermeden ellerimle hazirladigim dandik oyuncagin ne ise yaradigini anlamaya calisirken. O yuzden birakin canim bu isleri.

Cok mu kotu, bir cicek almak sevgiline, emek vermek bir hediye uzerinde, suslemek askinla her tarafini? Kolelik mi, aptallik mi, sistemin carki olmak mi, onu sevdigini bugun daha fazla soylemek, ozel bir seyler hazirlamak onun icin? Belki de oyle, ama hani degil miydi askin gozu kor? Karni da ac demek ki. Beslemek lazim bir sekilde. Eger ki sen olmak istemiyorsan carkin dislisi. Tiksiniyorsan askin boyle paraya cevrilmesinden, verme para. Odeme yuksek meblaglar bir adet gule. Al bir kagit yaz askini, ciz bir resim belki de kosesine. Istersen gazete kagidina sar ilk bulusmada giydigin sapkani. Kurabiye yap mesela evde erkek basina, birak kabarmasin lezzetli olmasin. Cok mu zor hic bir sey demeden op dakikalarca sevdigini, tut elinden gotur bir sahile. Bu sefer sen ismarla kiz olsan da cayi yemegi. Bugun yap mesela bunu. 14 Subat'ta. Kandirma kimseyi, bana her gun sevgililer gunu diye. Biliyorum farki yok diger gunlerden ama neden o farki sen yaratmiyorsun ki. Fark yarat. Bu 14 Subat sana sevgimi daha fazla gosterecegim. Her ne kadar hediyelerim kaldiysa gumruk kapilarinda, sanma ki tek hediyem odur. Bana gore bugun onemli, bugun daha acik kalbin anlatabilmem icin seni ne kadar sevdigimi. Gozumde degil pirlantalar, kalp seklinde cikolatalar, pahali yemekler. Bugun farkli. Bugun gecen gunden daha farkli. Bugun seni daha cok seviyorum.

05 Şubat 2009 Perşembe

MT

Biraz sonra cikacagim ask yolculugunun adidir MT. Sevincin, nesenin, eglencenin, hayatin, arkadasligin, birlikte olmanin, kaynasmanin kisaltmasidir MT. Oylesine bir tutkudur MT, sonucunu gidisini umursamadigin. Sert bir ruzgardir MT, onunde nice saglam cinarlarin bile dayanamadigi. Annenin kucagidir MT, insanlarla ilk temasin gibi. Gordugun en guzel ruyadir MT, uyanmamak icin yastiklara sikica sarildigin. Aramizdaki farkdir MT, bunun icin kendini kimseden ustun gormedigin. Daglarin karli zirvesidir MT, cikarken ettigin kufurleri tepede esen yellerle uzaklara yolladigin. MT neydi? MT emekti,

Belki de aramizda eksik olandi MT. Olmamisti MT'miz. Kaynasmamistik misafirlikte arka odaya tikilan cocuklar gibi. Oylesine haykirmamistik birbirimizin yuzune, ertesi gune uykusuz baslarken. Cikmamistik sadece ikimiz bir MT icin yola, vurmamistik yalin ayak cakilli yollara, ayagimizin altinda hissetmemistik catirdayan kuru yapraklari. O muydu eksik olan? Bir MT'nin biraktigi hosnutlugun yuzundeki yorgunlugun ve pismanligin yerini aldigi siradaki tebessumun gidisati bile kapali gise oynardi perdelerini coktan yikayip tek tek elimle astigim sinemalarda. Hazirladigin cantadaki eksik dis macunuydu belki de bizi bu yola iten. Sen ararken acik bir market, pesine takildigim zilli toplardi beni senden uzaklastiran. Ikimizinde yasadigi kesin bir sey unuttum hissiydi surekli arkamiza baktiran, onumuzdeki MT'ye varan yolun farkindaligini unutturan. Gozlerimde gordugun boslugun genisligiydi seni korkutan, goremedigin seyleri baglamistim oysa bir MT'nin kuyruguna ki cok sonradan ogrendim bizim MT'lerimizin kuyruksuz oldugunu. Baktigimda orda olmandi bazen MT benim icin, senin icinse bakmadigin zamanlarindi beni surekli bir seylere pisman eden.

Oysa tek yapmamiz gerekendi belki de MT. Hic umursamamak, sadece gelecekte birlikte olacagin insanlarla hesapsiz uc gun gecirmekti. Kossaydik oylesine, yollarda dursak kasabalarda sorsak ihtiyarlara nasilsin diye. Ciksak bir evin damina, izinsiz yesek kurutulmaya birakmis yemisleri. Sinirlenen teyzenin gonlunu alsak, yanimizda getirdiklerimizle. Yorgun varsak MT yerine, ama hic durmasak icsek icsek icsek. Sabaha karsi ciksak karli daglarin zirvelerine dogru yapacagimiz zor tirmanisa. Bikmasak usanmasak tirmansak. gorsek ne kadar dayanikliyiz ne kadar cikabiliriz bu yolu ne kadar tasiyabiliriz gozbebeklerimizi birbirine degdirmeden, cikabilir miyiz en zirveye kaslarimizi hic dusurmeden. Aksam yemegini ellerimizle pisirsek, tatsak birbirimizin ellerinden, neseyle yaksak yemegin altini, kararmis tencereyi yokustan asagi yuvarlayip pesinden kossak. Bitince MT, donsek yine kohne ama bizim olan deliklerimize. Sonra baksak gercekten oldu mu? Yoksa hala var mi bir olmamislik. Hadi be. Yapsaydik soyle bir MT ne olurdu? Ne olacak, hic bir sey. Benden yana eksik olandi MT ama senden yana her sey tamamdi, indirdin salteri ne olacagini bile bile. Senin MT'de ben yoktum o hinca hinc dolu bir kucuk otel odasinin icinde ayak uclu uyurken siz. Ben ise sensiz MT yapmadim, yaptigimda ise elimde telefonum oturdum odanin kosesinde belki cikarsin icinden o gavur icadinin diye baktim baktim baktim oylece.

Evet birazdan baslayacak benim dorduncu MT yolculugum. Kac gun surer biliyorum bu sefer, nerde duracagim, ne yiyecegim, ne soracagim, ne icecegim, ne konusacagim, ne kusacagim, kime toslayacagim hepsi belli. Hic istemiyorum her zamanki gibi, istiyorum ki oturup kok salayim bu sandalyede. Senin kollarin soksun koparsin beni burdan, dokunurken nefesin nefesime. Ama gitmem lazim yine her zamanki gibi, katilmam lazim bu MT denen ziyanlara. Olsun be, ne olacaksa olsun. Ama bu sefer seninde bilmedigin bir sey var be okur. MT'yi de seviyorum artik. Her seyi herkesi seviyorum onun ellerinden. Onun gozlerinden geciyor nereye gitsem yolum. Sevmek mi sevilmek mi ya da ayirmamak mi ikisini birbirinden MT? Ama bu sefer her ne olursa olsun her seyim tam en buyuk eksikligim MT. Onu da tamamliyorum on kusur gun icinde. Ve artik mutlu olma sirasi ben de. Varin siz ugrasin.

30 Ocak 2009 Cuma

Hayat Kadini Kulagim ve Ben

Cok kibar girdim konuya yine en sahte halimle. Efendim pek sevdigim mini ufak canim cicim kulagima takilan lakaplardan biridir kendisi. Aslinda seslenilmesi gereken kulagim ve beynim arasindaki iliski. Ben guzel olan her seyi dinlerim. Yani kulagima guzel gelen her muzik turunu dinlemekteyim. Bu yuzden kulagima secici olmamasi sebebiyle cor cirkin iftiralarda bulunuldu su son gunlerde. O yuzden bu aciklamayi yapma geregi duydum. Kamuoyuna ve okur sana duyrulur. Aslinda sana dun aksam soyledim bunu okur ama simdi seni ayri tutmak olmaz, ne de olsa uzerimde emegin var.

Genelde, ne tur muzik dinlersin? seklindeki bir soruya, valla ne guzelse onu dinlerim! seklinde bir cevap vermek toplum icinde pek sevilmeyen davranis bicimi olarak kalbul edilegelmistir. Halbuki buna yillardir bir anlam verememekteyim. Ne tur dinlersin denildiginde aninda aklina bir tur gelmeyenlerin sergiledigi bir durum bu benim yaptigim ve biliyorum hepimiz ordayiz cok kalabaligiz fakat bu baskinin altinda ezilerek kimimiz death metal, kimimiz turku, kimimiz enstrumental cevaplarini verdik mecburen. Okur senin cevabini da biliyorum ve esefle kiniyorum seni burdan. Ne cabuk unutuldu beraber Mahmut Tuncer dinledigimiz gunler. Peki neden bu kadar elestirilir bu dinleme aktivitesi? Neden bu sekilde bir anlayisa sahip insanlarin muzik zevkleri sorgulanir, musiki altyapisina inceden hallenilir, kendisinin notalar gufteler besteler konusunda hoduk oldugu kanaatine varilir, kulagina hakaret edilir, cocuk muamelesi yapilir, turlu oyunlarla sakalarla eglenilerek guruh olarak haz alinir bilemiyorum elbet, cunku olaya hic karsi taraftan bakamadim ne yazik ki.

Cunku gercekten, yani aslinda bence ben sunu dinlerim demek cok buyuk bir yalandir, insanin kendini sartlamasidir. Ornek vermek gerekiyor bu paragrafta liseden kalan kompozisyon dersi bilgi kirintilarimin bana hatirlattigi kadariyla. Blues dinlerin (evet dinlerin, yani boyle halktan olma cabasi ile zorlama agiz vurgusu vermeye calistim burda) diye cevap veren insan sozum sana. sen dinler misin ki, turunde blues yazan her seyi? Ne kadar sevsem de kendilerini ben yapamam. Bir yerde ciktiginda atladigim cokca blues sarkisi var benim. E ne oldu? Demek ki o bile bir yerde tikandi. Sert bir hamleyle yerinden kalkip, ben dinlerim sevdigim turdeki her sarkiyi diye bagiran arkadasim. once bir otur, sakinles. Dinlersin dinlemesine de, o zaman bayagilik bu olmaz mi? Yani sirf o turde diye secici olmadan dinlemek bu olmaz mi? Mutlaka begenmedigin, listede ciktiginda next'e bastigin bir sarki vardir. ( Ayrica next yazdigina gore yabanci dilde bir program kullaniyorsun. Winamp geldi aklima, hey gidi winamp hey, bir ara ona da bir seyler yazayim.) Yoksa da yine sinirlenme, onun da psikolojide bir adi vardir fakat ben bilemedim.

Insanlarin ben hayatta dinlemem dedigi muzik turleri de olabilir. ama mutlaka simdi olmasa da hayattan sonra ona da hos gelecek bir tanesi icra edilebilir. E bu durumda kalan arkadas, sen su arka siradaki, ne yapiyorsun bu durumda? "Ehe ehe kim koymus ya bunu listeye, kardesimin isleri hep bu" demiyor musun? Neden? Daha once ben bu turleri dinlerim, su ture kafam girsin oteki turden ciksin dedigin icin. Ustundeki baskiyi boyle kirdigin icin. ama bence kendini kandirmaktan, su hayatta zevk aldigin ufacik seylerden kendini mahrum birakmaktan oteye gidemedin. Az once seni efkarlandiran bir arabesk sarkinin ardindan mutfaga raki almak icin giderken, iceri giren arkadaslarin mi seni dolaptan bira alip bilgisayarinda punk rock acmaya iten. Nasil arkadasliktir ki bu, kendiz zevklerini, hayatinda seni etkileyen seyleri gizlemeye itmis seni. Dur indirme kaslarini, doldur beraber icelim. Dedim ya ben her tur muzik dinlerim, yalniz o sarkiyi begenmedim. Sey yok mu sende ya, hani sey de soylemisti sonradan. Hah o. Onu ac.

Bir de su kimliksizlik mevzusu var. Iste, insan kendi kimligine uygun muzik dinlemeli, muzik kimligi olmali, yani kimliksiz karaktersiz olmamali seklinde turlu safsatalar da yok degil. Muzik kimligi nedir oncelikle. illa bir kimlige burunmek mi gerekir? Kimligin kendisinin kimliksizlik oldugu durumlar muzik icin gecerli midir? Hic bir fikrim yok. Ama bence muzik zevki asil budur. Her turde kendine uyan bir sarki bulabilmektir. Hepsi hakkinda senin kendi turunden fazla bilgiye ve gorguye sahip olmaktir. Muzik kulturunu, bir adet tur icin minimalde tutmamak, hayatta her ruh halinde kendini eylemesini bilmektir. Ben buyum, ben buyum, ben buyum iste. Bak okur, gordun mu? Hakki Bulut da dinlerim ben, Rammstein da. Ama bu yazidan sonra sana yalancilik yapamam, kandirikci olamam. Ben enstrumental dinlemem. Babam yazsa dinlemem, sevgilim calsa dinlemem. Dinlermis gibi yaparim. Ama sonucta dersen ki, bu yazdiklarina ters, ya birak abi derim, acarim ordan sozlu bir sarki eslik ederim hic olmadi. O yuzden ben kulagima guzel gelen her seyi dinlerim aslinda, fakat bu enstrumental olayina sahsi bir gicikligim olabilir. Sevenlerinden ozur diliyor, enstrumental dinleyecegim nice mutlu yarinlarda beraber turden ture atlamak, rakidan saraba, uzum suyundan turk kahvesine cesitli icecekler yudumlamak istiyorum.
Esen kalin.
Yureginize saglik.

16 Ocak 2009 Cuma

Kore Mutfagi Sizi Bekliyor

Evet Kore'ye ovgu seanslarim devam ediyor. Simdi de Kore'ye geldiginizde gorebileceginiz, yiyebileceginiz, daha once gormediginiz tatmadiginiz ama bu yazidan sonra eminim ki Kore'ye gelmek icin can atacaginiz yiyecekler bunlar. Okur, senin okumana bile gerek yok, farkindayim ki sen zaten bunlari ilk goruste anlayacaksin ki bambaska bunlar. Sen farkindasin Kore'nin guzelliklerinin onceki yazilarimdan. Simdi de burda, bu hepsi birer sanat eseri, ince zeka urunu gidalari tanitacagim. Yemek nasil yapilir, hem goze, hem mideye hem beyine nasil hitap edilir, ders alin. Madde madde siralayacak olursak;


1.) Canli Ahtapot ve Kalamar:


Iste Kore mutfagindan buyuk bir lezzet, buyuk bir yemek. Canli ahtapot ve kalamar. Oncelikle yemegimizin ufak bir tarifi ile baslayalim. Ahtapot veya kalamar alinir buyuk akvaryuma konur. Sonra cikarilir ve yenir. Isterseniz bir bacagindan tutup etrafina sararak bir lokmada, isterseniz bir bicakla kesip uzerine sos dokerek. Her iki durumda da bu muhtesem lezzet sizi hemen kollarina alacak. Ahtapotun son bir hamleyle burnunuza siki siki tutunmasi bir an yuzunuzu guldurecek, bogazinizden gecerken bademciginizden sallanmasi size tarifi imkansiz zevkler verecek. Evet bu muhtesem goruntu Kore'de gorebileceklerinizden sadece ama sadece biri. Simdi agzinizin akan suyunu silmeyin ve derhal ikinci yemegimize gecelim.

2.) Kopek Eti:


Bu muhtesem ve essiz yemekten daha once bir yazimda bahsetmistim. O yuzden hakkinda fazla bir sey soyleyemeyecegim ama yine de bu lezzete ovgu yagdirmaktan kendimi alamiyorum.
Yumusak, yag orani dengeli ve hafiften gevrek. Efendim diger et turleri gibi bu da cesit cesit yemege konu olmustur. Corbasindan, izgarasina kadar. Her ne kadar Cin ve bir kac Asya ulkesinde daha tuketilse de, kopek eti diyince akla Kore gelmesi tabii ki kacinilmaz. Daha fazla soz ederek bu yemegin ahengini bozmak istemiyor ve bir sonraki yemegimize geciyorum.

3.) Cig Karaciger ve Iskembe:

Kore'den tadilmasi gereken harika bir meze. Arnavut cigeri de neymis yaninda, hele ki iskembe corbasi. Her mekanda bulunmayan, ozel bir mezedir. Bunun da hazirlanisi gercekten ustalik, beceri ve ustun bir ascilik kulturu gerektirmektedir. Aksi halde boyle bir meze dusunulup hayata gecirelemezdi. Efendim bir guzel temizlenen, yikanan, iskembe ve karaciger, iskembeler ince cizgi halinde, karacigerler kup kup olacak sekilde dogranir ve bir tabaga yanyana konur. Mmm, bahsetmek bile karnimi aciktirmaya yetti. Sirf bu meze icin saatlerce yol katedebilirsiniz Kore'de. Cubuklarinizi ucunda o karacigeri gordugunuzde agziniza attiginizda biraktigi o tat sizi Kore'ye geldiginiz icin kat ve kat mutlu edecektir.

4.) Ipek ve Circir Bocegi:

Evet ornegin bahsettigim muhtesem yemeklerden birini yediniz, ve soyle ardindan bir sahil turuna ciktiniz. Ama insan bu durumda elinde soyle bir cerez olsun, cit cit cit yesin, eli agzi bos durmasin istiyor. E tabii ki devreye tekrar muhtesem Kore mutfagi giriyor.
Ipek bocegi larvalari, boyle citir citir harika bir deneyim harika bir lezzet. Zaten kokusu ile en az bir kilometre oteden size varligini hissettirecektir. Circir bocekleri ise kizartildiklarinda ne kadar siyah olurlarsa o kadar fazla lezzet vaat etmekte. Yolda yanlarindan gecerken siz de farkedeceksiniz ve almamak icin kendinizi zor tutacaksaniz. Fakat sahsi kanaatim fazla zorlamayiniz, cunku eninde sonunda bu muhtesem goruntu, koku ve tat uclusune yenik duseceksiniz.

5.) Tavuk ayagi:

Ama tavugun ayagi oyle degil iste sevgili okur. Buttan bahsetmiyorum yanlis anlamayin sakin. But dediginiz nedir ki her yerde yenir. Bu bildiginiz tavuk ayagi. Muhtesem sekilde soslanmis, kizartilmis sicacik. Hele o ayagin ustundeki deri yok mu, onun tadi bile sizi kipkirmizi hale sokacak olan acisini saniyesinde unutturacak. Her bir tirnagi ayri bir istahle kemireceksiniz. O yumusak kikirdiklar dislerinizin arasinda parcalandikca, Kore'den ayrilmak istemeyeceksiniz. Yerken size verilen plastik eldiven gozunuzu korkutmasin. Sicak ve lezzetli ve aci. Bu sadece sizi bunlari dusunmeden bu harika doyumsuz tecrubeye konsantre olmaniz icin bir onlem.


6.) Kan sosisi:

Kendisi ile Kore'de tanistigimdan dolayi bu listede yer alan muhtesem bir zeka urunu yiyecek daha. Normalde Avrupa'da da sikca tuketilen bir turmus fakat burdakinin tadi tahmin edebileceginiz uzere bambaska. Bizim sucuk gibi aslinda, ama nerde sucuk nerde bu saheser. Domuz veya inek bagirsaginin icine doldurulmus sebze, pilav gibi urunler ve tabii ki kan. Genellikle domuz olmakla birlikte inek kani pihtilasma bakimindan daha elverisli. Evet kanla doldurulan malzemeler haslandiktan sonra pihtiasan ve yenmeye hazir olan kan ile birlikte muhtesem bir gidaya imza atiyorlar. Siyah renklerin agirlikta oldugumuz yemegiz, renginin aksine ic dunyanizi aydinlatacak, baska diyarlara huzurlu bir yolculuk gecirmenizi saglayacak.


Evet bunlar sadece burda tadabileceginiz akilalmaz lezzetlerden ufak bir kac ornek. SImdi bu istah acici yazimi burda sonlandirmak istiyorum. Bu kadar bahsetmek benim de karnimi aciktirmadi degil. Hemen gidip yine harika bir Kore yemegi ile karnimi doyurmak dusuncesindeyim. Hepinize iyi gunler. Afiyet olsun.

Not: Bu yazi agir ironi icermektedir. Sonuclarindan mesul degilim. Yazida yemek kulturune karsi hic bir saygisizlik amaclanmamistir. Bu yazi sirasinda hic bir canlinin sindirim sistemine bir zarar verilmemis, her sey el degmeden hazirlanmastir. Zira elimi surmem.

Pesinen cevap: Evet bir cogunu yedim bu dediklerimin. Sirf sizler daha fazla bilgilenin diye.

15 Ocak 2009 Perşembe

Kendi Hikayemi Baskasina Yazdirdim

Boyle seyler vardir insan hayatinda. Kendini hakli cikarmak icin kurgulanan hikayeler. Hepsinde de oyle basarili oluruz ki, kimse kendini suclu bulmaz. Cunku onun hikayesinde, siz onun istedigi gibi davranmissinizdir ve baska sansiniz yoktur onun istedigi gibi dusunmekten. Empati diye bir zimbirti icat etmisler mesela. Yapmamiz gerekiyormus. E ben daha kendimi kendi yerime koyamadim ki, baskasinin yerine koyup bir de onun gibi dusuneyim.

Elbette bu hikayelerin tarzi da degisiyor. Kimi acikli bir hikaye oluyor. Uzuluyorsun bir cocugun sokaktaki haline. Vah diyorsun eve gidince uzuluyorsun, bosver ya diyen arkadasin bir anda senin gozunde Filistin'i bombalayan Israil oluyor. Ama bu senin hikayen, sen o cocugun ne hissettigini bilmiyorsun. O cocugun sen yokkenki hayatin hakkinda zerre fikrin yok. Ama kurdun bunlari kafanda, sen ona yardim etmeyince bakan gozlerini konusturdun, eve gidince babasinin ona uyguladigi siddeti sen yarattin kendi icinde, bayramlarda diger cocuklarin elbiselerini bakip ic gecirmesini sen kendi parcanda katarak yaptin belki de. Sonra kendin soyledin bu hikayeyi kendine ilk. Cok hosuna gitti. Arkadasina anlatirken de sokakta babasi tarafindan siddet goren, bayramda arkadaslarina bakip ic ceken bir cocuk gordugunu soyledin. Aslinda o cocuk bendim, dizide rol yapiyordum belki de. Ama senin derdin o cocuk degildi, bunun da farkindasin. Bir seyi gostermen gerekiyordu kendine, nasil da duyarli oldugunu.

Empati yapsam mesela, koysam kendimi birinin yerine. Inanabiliyor musunuz ki onun gibi dusuneyim? Benim de vardi kendi hikayelerim hepsinin sonunda hakli ciktigim. Hep ona uydururum onun dusuncelerine de. Bunu engellemek namumkun fakat mumkun olan, bunu bana hissettirmemek belki dikkatli dusunursek.

Kendi soyledigin yalana inanmakla da alakali bir konu da olabilir bu. Karar veremedim gecsem mi o konuya da gecmesem mi. Hikayede kalayim simdilik, zaten bu yaziyi yazasim da yok, can sikintisi insana neler yaptiriyor. Hem boylelikle kendime yazacak bir konu daha bulabilirim. Hikaye, film, tiyatro ne dersen de artik diger yarim. Bu yazimi da sen yazdim. Alinma okur, o bana senden yakin. Onla konusacagi bu yazida ufaktan, o yuzden alinma ustune. Evet diger yarim, nedir bu insanlarin birbirlerini anlamamalari veya anlamasi gerekliligi. Simdi sen dedin ya bana bakkaldan alacagim iki ekmek bir ipana, neden ben onu kendi hikayemde cevirdim baska tarafa. Sen bakkala gidip iki ekmak bir ipana alirken ben sen bakkala gidip iki ekmek bir ipana alacagini dusundum hikayemde. Empati yaptim, hmmm ne demek istedi simdi bu? ekmek ipana, yok valla cikaramadim baska bir sey. Simdi donelim sana, ne demek istedin bunlari soylerken? Senin hikayende rolu, anlami nedir bu cumlelerin? Ne oldu? Ekmekle isi, ipana ile disi mi ima ettin? Disciyim mi demek istedin? Bak yoldan gecen arkadasa gore de sirf benim hic bakkala gitmeme kinaye yapmissin. Anlasildi umarim, bilinc ustu az kurum.

Sevmedim hic bu isleri o yuzden, isim yok benim bu hikayelerin icinde. Merak ediyorum hepsinin sonunu belki, o yuzden yazin siz, ben okurum. Ama kusura bakmayin korsan alicam ben. Belki durur o zaman bu hayasizca akin. Belki o zaman, benim elimde ekmekle ipana varken, ben bakkala gidip iki ekmek bir ipana alacagim demezsin, belki o zaman beni durtmeye degil de anlamaya baslarsin. Simdilik senden kurtulusum yok , ama ilerde tip gelisir de istenmeyen tuyler gibi istenmeyen yarilar, kisilikler, karakterler kokunden kazinabilir. o zaman cok uzulucegim artik iki kisi olmayacagim icin. Icimdeki disimdaki bir olacak, cok canim yanacak yine ama en azindan suclanmayacagim artik. Cunku ben hikayemi dunyanin en normal adamina yazdirdim. Bizde ne dersen o anlasiliyor.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Madalyonun Obur Yuzu : Kore The Magnificent

(Bakinca guzel sanki harbiden)

Yahu ben bu kadar yazidir karaliyorum, cemkiriyorum, kufur bile ediyorum fakat yazmiyorum, baltaliyorum turizmini ama Kore hala seviliyor. Anlamadim gitti, okur. Neyse, madem oyle ben de pes ediyorum. Kore aslinda guzel bir yer de olabilir kimine gore. Arada ayip olmasin diye bahsettigim bir kac iyi ozelligini tekrar acikca yazmak istedim ki, kardesim bu Kore'de hic mi iyi guzel hos bir sey yok demeyin. Ama gercekten yok. O yuzden de bu yazi burda bitecek maalesef. Yok cidden.

Saka yaptim sandin ve hala okumaya devam ediyorsun sanirim okur. Ama inan saka yapmadim bitiyor yazi burda. Kore'nin en guzel tarafi burdan gitmek. Ama cok israr ettiler , cesitli tehdit ve teklif iceren mailler aldim konsolosluktan, Birlesmis Milletler'den, kosedeki marketten ve yan odadaki, 2 saat banyo yapan alimli Cinli bayandan, ben de elimde olmadan yalan dolan bir kac iyi kelam edeyim.
(Kore Won'u)

Oncelikle Kore'nin goze carpan en iyi ozelligi, yabanci bir ulke olmasi. Dalga gecme amaci gutmuyorum tabii ki bunu soylerken. Her ulkeden biraz daha yabanci bir ulke. Cok yakin gelse de kulturel olarak, aslinda bambaska bir diyar. O yuzden gercekten yabanci bir yere gitmek isterseniz, Japonya'ya gidin. O da olmadi Guney Asya turu yapin.

Kore kesinlikle cok guvenli bir yer. Can korkusu yasamadan rahatca dolasabiliyorsunuz en islek caddelerinde gecenin en zifiri karanliginda bile. Muhabbet tellallari bile samimi, canayakin, sevecen, isini seven, titiz ve gayet ozverili insanlar. Muhabbet tellali demisken, trafik icin ayni seyi soylemek zor. Guvenliginiz yayayken mevzu bahis. Zil zurna sarhos olsaniz bile bir kosede sabaha kadar uyuyabilirsiniz. Ben haric kimse size dokunmaz. Dokunan olursa da o da insanlik hali herkesin ihtiyaci var mazur gorunuz. Hem isinirsiniz. Neyse nerden acildiysa muhabbet tellali konusu ben de anlamadim. Polisler genelde askerlik gorevini yerine getirmek isteyen gencler. Boyle bir gorev verilmis kendilerine. Cogu silah tasimaz. Hirsizlik gasp nadir gorulur. Cok fazla burnunuzu sokmadiginiz surece gul gibi gecinip gidebilirsiniz. Kavgalar da genelde alkol sonrasi olup, nadiren gorulur burda. Genelde bagrismalar ve sirt kabartma seklinde tartismalar olmakta ama insaniz hepimiz, bunlar da normal.

Kore'de eglenmek, yemek yemek, gezmek tozmak, bilemedin muhabbet tellali ile anlasmak cok pahali degil. Ornegin keyfine, kesene damak tadina gore her seyi ayni fiyat araliginda bulmak mumkun. Cok fazla para harcamadan ulkemizde yuklu meblaglar odeyecegin seyleri yapmak mumkun. Buna su an yanimdaki muhabbet tellali arkadasim da kefil. Degil mi Kim? - Elbette oyle abicim. Cok guzel bir mekanda dort dortluk! bir sofra icin salas bir yerde yediginiz bir tabak ayni yemek icin odediginizden fazla bir fark odemiyorsunuz. Turk Restoranlari icin ayni sey gecerli degil yalniz, zira burda kendileri biraz pahali. Biraz mi dedim pardon, bildigin pahali okur. Benim sahsi cimriligim yok degil fakat, goz var nizam var.
(Sagdan sola, ben, Kim, Park, Lee)

Kore'deki insanlarin buyuk cogu yabancisiniz diye sizi kaziklamaya calismaz. Buna motor tamircisi arkadasim Park ve muhabbet tellali Kim dahil degil. Kendileri beni gayet kazikladilar. Degil mi Kim? -Yok abi estagfurullah, biz yani racon icabi. Ama tanidikca sevdik seni abicim.-Sagol Kim. Neyse Kim ile cok iyi anlastik sonradan. Konumuza donersek, gercekten de oyle. Zaten burda yabanci oldugunuz pek bir belli oluyor, Ilhan Mansiz tipinde degilseniz. Bu durumda da size ekstra ilgi gostermeleri, pek bi alakadar olmalari veya tam tersi hic sallamamalari da olasi. Bence iki durum da Kore icin arti bir deger olarak yer almali. Yani burda yabancisiniz diye gayet rahat bir yasam surebilirsiniz. Sirf yabancisiniz diye trafik cezasindan bile kurtulabilirsiniz. Carptigim penguen icin kotu, fakat benim icin gayet olumlu bir ozellik bu.

Efendim Kore'de dort mevsim de yasaniyor. Gulme okur, gercekten onemli bir ozellik. Bence oyle yani. O yuzden bu kadar yabancilik da fazla diyenler icin ideal bir ulke. Tropikal ulkelerde tek bilemedin iki mevsim oluyor. Bence hos ve tercih edilesi bir durum degil. Neyse bu cok kisisel oldu ama sonradan anlarsin beni tesekkur edersin.

Herkesin agzina doladigi bir Turk ve Turkiye sevgisi mevzusu var. Evet dogrudur, genel olarak Turkler ve Turkiye'yi seviyorlar ama pek bir artisi yok inanin. Turkiye'yi ilk defa duyana da cok rastladim, Amerika'yi yeg tutana da. Sadece hehehehe, kardes ulke kismindan fazla bir sey duymak beklentisinde olmamaniz yeterli. Onun yaninda vizesiz girebiliyor olmamiz, ve az da olsa sevgi ve saygi gordugumuz bir yer olmasi da arti kisminda yer alabilir Kore'nin. (Solda Busan Turk Sehitligi'ni gormektesin sevgili okur)

Erkekler icin, kizlari gayet guzel. Cok da lazimmis, guzellik her seymis gibi. Ama cok israr etti muhabbet tellali arkadasim Kim ondan bahsetmek gerek diye dusundum. Yani daha once de belirttigim uzere Uzak Asya'daki en guzel bayanlar diyebilirim. Ama inanin tanidikca goreceginiz uzere guzellik gecici, kalici olan bazi diger mevzular var ve bunlar insani guzellik kavramini dusunmeye itiyor. Degil mi Kim? -Oyle de abim, bence guzeller ve benim icin onemli olan bu, zaten diger ozellikleri de tam istenildigi gibi. - Peki Kim, anladim canim ama benim okurum senin musteri profiline uygun degil.
(Ozenle sectigim arkadas cevrem)

Bayanlar icin, erkekleri hic yakisikli degil. Yok yahu, okur valla kiskanc degilim. Cidden degil yahu. Yani iyiler hoslar da yakisikli degiller. Bilmem benden objektif bakmami isteme okur. Buna escinsel arkadasim Lee bile objektif bakamaz. Degil mi Kim? -Bana niye sordun abi. -Bilmem aliskanlik olmus. Yani erkekleri bebek yuzludur dicem iltifat gibi olucak simdi. Neyse bu bahsi kapatalim rica edecegim.

Kore sokaklari cok temiz ve mis gibi kokuyor. Eki eki. Espri yapamadan gecemedim okur, kusura bakma bu paragrafi yok sayabilirsin. Buyuk bir yalan zira kendisi.

Simdi sizin ne isinize yarar bilemeyecegim elbet fakat cok fazla universite var, ve gercekten de bilime ayrilan para ulkemizin cok onunde. Kendi alanim nezdinde cok derin calismalar olmasalar da bunun icin caba gosterilmesi, riyakar da olsa belli bir oneme sahip olmasi gercekten sevindirici.

Yesillik var. Cidden var. Az biraz sehir disina ciktiginizda dag tepe bayir bulunmakta. Hos, boyle kucuk ve kalabalik bir ulke icin. Sonra, deniz var. Bak bu onemli. Deniz onemli.

Kore sinemasi gercekten cok iyi ve saglam. Cok onem veriyorlar sinemalarina da. Bir sinemada 6 film yayinlaniyorsa ucu Kore filmi olmak zorunda. Ve gercekten de, sahsim adina, harika filmlere imza atiyorlar. Gelinesi anavataninda izlenesi filmler. Zaten Oldboy gib bir filmin cekildigi sehirde yasamak da gercekten baska bir duygu. Ilk defa bir ovgude bu kadar samimiyim okur. (Sagda benim de ufak bir rol aldigim Oldboy filminden, oynadigim sahne, sari olan benim)

Simdilik bu kadar uydurabildim. Ama en onemlisini sona sakladim. Biz variz burda yahu. Ben, muhabbet tellali arkadasim Kim, motorsiklet tamircisi arkadasim Park ve escinsel dostum Lee. Degil mi Kim? - Evet abi, hepimiz burdayiz. Yani digerleri Koreli tabi ama en azindan ben burdayim. Bence Kore'nin yeterince sevilebilir olmasini saglayacak yeter ve gerekli bir sart.

Sordunuz, hirsizin hic mi sucu yok? Gercekten yok. Daha iyi seyler gormek dilegiyle Kore'de.Tesekkur ederim. Yureginize saglik.


09 Ocak 2009 Cuma

Haemultang (해물탕)

Efendim, yine harikulade!, son derece lezzetli!, ve yapimi da bir o kadar zor! bir Kore yemegi ile karsinizdayim. Ama bu sefer cok ilginc, okur. Dur bak dinle. Bunda pirinc yok yahu. Inanabiliyor musun? Ama yaninda opsiyonel olarak muhtesem Kore pilavindan isteyebilirsin, ki istersin bu muhtesem lezzeti eminim.

Yemegimizin adi Haemultang. Manasi ise deniz urunu corbasi. Bir tencerenin icine, bilumum deniz urunu, karides, yengec, istridye, deniz taragi, kalamar, ahtapot, midye ve denizden cikarsa, yanina turp, lahana, kabak, mantar, cesitli otlar konuyor. Aslinda tencerenin icinde su kaynatiliyor daha sonra bu arkadaslar cesitli ve mutlaka aci baharatlarla bu suyun icinde haslaniyor. Sonra bir kepce yardimiyla bunlari tabaginiza alip cesitli soslara bandirarak, ve supriz de burda- bu soslar da aci, afiyetle hatta Koreli olmak istiyorsaniz agzinizi sapirdata sapirdata yiyorsunuz.

Evet yapimi gercekten zor fakat zor oldugu kadar da lezzetli bir urun. Diger zor ve lezzetli Kore yemekleri gibi gordugunuz yerde kaciniz.

08 Ocak 2009 Perşembe

Muslum Gurses Bir Fenomen #1


Hangimiz Sevmedik


Hangimiz dusmedik kara sevdaya
Hangimiz sevmedik cilginlar gibi
Hangimiz bir kuytu kose basinda
Bir vefasiz icin yol gozlemedik

Herkesten bir ani saklar bu yollar
Herkesin acisi sevgisi kadar
Guzelmis, cirkinmis ne farkeder ki
Deli gibi sevmek ruhumuzda var

Asigin gozu kor, kulagi sagir
Dogruyu yanlisi ondan gormedik
Yakildi, yikildi yine de sevdi
Ah o vefasizlar kiymet bilmedi

Herkesten bir ani saklar bu yollar
Herkesin acisi sevgisi kadar
Guzelmis, cirkinmis ne farkeder ki
Deli gibi sevmek ruhumuzda var

Soz: Ali Tekinture




Bunlari da bilelim.

Cok onemli degil belki ama bilinmesi taraftariyim. Ali Tekinture ve Burhan Bayar. Soz yazari iki zat-i muhterem. Ozellikle Muslum Gurses'in bir cok derin sarkisinin sozleri bu iki kisiye ait. En begendigim sarkilarin altinda onlarin imzasi var. Turk Klasik Muzigi ile kesinlikle karsilastirmak gibi olmasin, orda guftelerin yeri bende ayridir fakat bu iki insanin da benim icin degerli guftekarlar oldugunu soylemekte fayda var. Muslum Gurses derken, bu iki kisiyi es gecmek olmamali. Burda anmak ve bu guzel sozler icin kendilerine tesekkur etmek istedim. Bu insanlari da bilelim, bir kadeh de onlara kaldiralim.

Kaos

Odami ve masami tanimlamak icin kullaniyorum artik bu kelimeyi. Kaos. Bir de keos diye okuyunca cok guzel oluyor. Bakin deneyin, keos. Sanki dunyayi ele gecirecekmisim gibi. Son iki haftadir hic bir sey yapmak istemiyorum. Yemek disinda. Oylece oturuyorum bilgisayar karsisinda, karnim acikmasa veya buraya surekli bir yemek transferi olsa surdan kalkabilecegimi de sanmiyorum. Zaman gectikce agirlasiyorum , dusuyor omuzlarim, kapaniyor gozlerim. Hadi sonumuz guzel olsun.

Koreliler de bizler gibi normal insanlar, okur. Ama hala kendilerine isinamadim. Pek canayakinlar, pek sevimliler gibi ama degil. Hepsi hala kompleksli, hala her firsatini bulduklarinda insanlari ezmeye calisiyorlar o kucucuk akillariyla. Bir keos da onlarin kafalarinin icinde var. Eger bunu yapamayacaklarini farkettilerse son derece yardimsever oluyorlar. Sevdigim Korelileri de tenzih etmiyorum bu soylediklerimin icinde.

Cok acayip felsefik, sosyolojik, trajikomik, north atlantik tespitler yapabilirim aslinda keos hakkinda. Yani aslinda kendi icinde duzenli oldugu, keos taniminin bile bir duzen ifade ettigi hakkinda falan. Fakat yalan. Masam pis, odam daginik. O kadar. Fazla bir aciklamasi yok. Ama sanirim biraz temizlik ve duzen fena olmaz. En azindan "ne derler" kismindan biraz yirtariz.

Bademcigin faydali bir organ olduguna inaniyorum. O yuzden aldirmadim. Ameliyattan falan korktugumdan degil okur, dalga gecmeye tesebbus bile etme. O yuzden senede bir bilemedin iki defa bademciklerim siser. Hasta olurum, dev gibi adam yataklara duser, bahanesi olur bir kac gun kaytaririm. Vucumdaki keosun sebebi de kendileri bu ara. Agzim gozum yer degistirdi sanki. Dinlenmem lazim eve gidip fakat ona bile useniyorum. O derece.

Ayrica ben oyunlarda chaotic good'u secerim hep. Bilgisayar oyunlarini da cok ozledim ben. Bir methiye duzecegim kendilerine keos durumum bir harmoni, bir ahenge kavusunca.

02 Ocak 2009 Cuma

Corap Teki

Dedim ya ben her seyimi yarim yasadim diye, arkadasim metafor yaptim yahu. Kinaye, mecaz, tecahul-u arif falan filan yani. Nedir bu basima gelenler? Vah anam, vay anam, duy da inanma okur. Kucucuk bir odada yasiyorum yaklasik 80 metrekare. Fakat nereye gidiyor bu coraplarin tekleri. Hadi gozden kacti, efendim araya sikisti. E ama 12 tane ettiler bugune bugun. Yani odadan tasinirken bulacagim bunlari dedim hayir altini ustune getirdim 92 metrekare odanin ama yok. Yok yok yok.

Ben mucizelere, doga ustu guclere inanmazdim fakat artik corap teki yiyen bir canavara inaniyorum. Var boyle bir sey. Hatta cok ilginc seyler oluyor odamda. Bu canavari alt etmek icin cok buyuk bir caba icine girdim. Tam 32 cift ayni coraptan aldim. Cok ince bir plandi. Fakat o da ne, bu sefer coraplarin teki kayboldu ve de ayni aldigim coraplar degisik degisik olmaya basladilar. Hepsi siyahti sonra arada lacivert tek, mor tek, turkuaz tek coraplar belirmeye basladi. Sasirdim kaldim. Ama savasim bitmedi, devam edecek ve yazinin konusu bu degil.

Boyle bir sey vardir hani okur sen de hatirlayacaksin bak, gozlugunu koyarsin basinin ustune de sonra butun gun gozlugum nerde diye ararsin ya. Hah iste o durumdan bahsediyorum. Ne guzel bir durumdur bu. Hatta derler ya Allah koyluyu sevindirmek isterse once esegini kaybettirir sonra buldururmus, ya da bu minvalde turlu hikayeler. Ustune bu sevincin icinde dustugun komik duruma gulebiliyorsun da. Hem seviniyorsun, hem guluyorsun hem de kendi dustugun dalga gecilecek bir duruma gulebiliyorsun. Bence cok guzel bir durum. Herkese tavsiye ederim.

Ben de aradim, taradim. Ama hep emindim kendimden sonunda en olmadik yerde bulacagim diye. Cok lakayit bir arayisti benimki. Hep bu durumun verdigi guvendendi belkide. Cok seyimi kaybettim ama hala yuzumde aptal bir siritis. Cunku kumanda koltugun altindaydi, telefonum arka cebimdeydi, param ise masanin ustundeydi nasil da bakmayi unuttum hay allah diyecektim sonunda. Hic bir sey olmamis gibi devam edecektim. Nerden bilirdim kaybolan esegin ben oldugumu, koylu gibi kasketimle gezerken ortada. Neden tanrinin senaryosu ile benimki arasinda bir rol paylasma sorunu yasiyoruz.

Gecti gitti bir yil daha. Gozlugumdu, ondan bakiyordum dunyaya, emindim kafamin ustunde olduguna. Elimi attim yoktu. Olamazdi. Nasil olurdu. Telefonum elimdeydi arka cebimde degil, param siselerin dibinde, kumanda ise kim bilir nerde? Televizyona ne ihtiyac var once golzugumu bulmam lazim. Anne, gozlugumu gordun mu? Hayir dalga gecme kafamin ustunde degil? Baktim anne yok?.Seninkileri versene biraz mac basladi ona bakacagim. Evet boyleydi annemin gozlukleri ile tanismam. O zaman anladim annemi. Onun nasil baktigini dunyaya. Izleyemedim maci, ne yapiyordu bu adamlar sahanin ortasinda boyle. Yemek de hazir degildi daha, ev de darmadagin bu oglan ne kadar pisti boyle. Hemen cikardim tabi. Ama benim kafamin ustunde olmasi gereken bir gozluk olmaliydi camina resimlerini yapistirdigim. Yenisini almaya cekindigim.
Gozluk degilmis megersem. Corap tekiymis. Yirtik olan tek ise bendim, saglami gitmis yine. Emindim odamdan cikacagina ama tasinirken de bulamadim. Bombos odaya oylece baktim. Elimi attim basimin ustune, ordaydi. Evet ordaydi ama gozlugum degil sapkam. Artik onume koyup dusunme zamani o sapkayi. Bir de icinden corabimin teki ciksa o sapkanin. Inanir miyim acaba mucizelere bundan sonra?

Al Bundy #6

I'm the only guy in the world who has to wake up to have a nightmare.

Yepisyeni Bir Yil

Komple yalan. Hic bir seyi yeni degil bu yilin. Her yeri modifiye, cizildi mi kenarindan alt boyasi gorunuyor. Saclarinin dibinden sahte sarisin oldugu belli. Bakislarinda o eski samimiyetsizlik var, hareketlerinde her zamanki vurdumduymazlik. Rakamlari bile tanidik bir yerlerden, yina ayni tarihlerde, ayni firtinalar, ayni cocuk isimleri, ayni dogumgunleri. Saatli maarif takvimi hazirlamak bu yuzden kolay olsa gerek. Ben hala ayni yerdeyim, ailemden sevdiklerimden once girdim yeni denen yila, sonra da uyardim hepsini bosuna beklemeyin ben girdim bir faydasini gormedim diye ama heyhat kimse dinlemedi beni.

Evet yeni yil yapmissiniz. Hayirli ugurlu olsun. Soyle bir basayim ustune adettendir ne de olsa. Gule gule eskitin. Ama farkettim ki ben acidan zevk aliyorum, okur. Yani ne bileyim mutlu olunca kimyasi bozuluyor insanin bazen, ne yapacagini ne soyleyecegini bilemiyor. Oysa ki mutlulugun tanimi huzur degil miydi? Degilmis. Ikisi cok farkli seylermis, yeni yilda bunu ogrendim ilk mesela. Hos bunu ogrenmenin yeni yilla bir alakasi yok, okur. Ama olsun tesaduf etti sadece hemen yila pay cikarmak istedim bu gorusumden.

Bu yilbasi arefesinde bir sey beni son derece sevindirdi. Havalara uctum desem yeridir. Icimi cocuksu bir sevimlilik kapladi. Ahh ben bu gunleri de gorecekmiydim!. Evet bu aralik ayi boyunca, hic bir yerde ama hic bir yerde, uzerinde 2008 yazan yaslanmis bir adam, ve onunden kosan 2009 yazili bir bebek resmi gormedim. Mutlaka densizin biri yapmistir, kendini cok yaratici zannederek ama ben gormedim. Ve bu beni cok, nasil derler, oyle yapti iste. Hosuma gitti.

I wish you a merry christmas and happy new year. Bu arada Jingle Bells sarkisinin sozlerini ogrenmek istedim, bilgisayarin basinda yari uykulu bir halde yeni yila girerken. Beceremedim onu da kahretmesin. Yani yillardir nakaratini soyler dururum, sozlerini bileyim dedik ama aklimda kizaktan baska bir sey kalmamis. Bizim kizagimiz yoktu abi, gubre cuvaliyla kayardik biz. Noel Baba bir gun kaysin o gubre cuvaliyla, yaptigimiz tumseklerden bir yukselsin bir yerlerinde aci hissederek, iste o gunden sonra cok degisir bu kutlamalar. Iddia ediyorum gozum kapali.

31 Aralik gecesi 11.45 pm'e kadar uyudum. Bu arada pm "post meridiem"in kisaltmasi. Bilin bunlari okur, lazim olur yeni yilda. Simdi aslinda ben yeni yila uyuyarak girme hevesinde bir insandim, sonra bunu basarmak uzeredeykim ki, biri aradi beni ismi lazim degil. Sagolsun iyi de etti tabi aranmak, hatirlanmak guzel sey. Feekaat, ama, lakin bu arama benim icimde firtinalar kopardi dememi bekler miydiniz bilmem ama demeyecegim simdilik. Uyandik mecburen, bir dus aldim ayiptir soylemesi cunku dus yani sonucta ayip olabilir, cikip biri diyebilir ki ne ayip dus almis bir de bize soyluyor ki bunun olmasini hic istemem. Efendim dondum dubleks evimin ust katindaki 80 metrekarelik yatak odama, bir baktim saat daha 11.56 pm. Vay anasini dedim simdi kafayi koysam yastiga 4 dakikada uyuyabilir miyim uyuyamaz miyim diye dusundum ki bu da takribi 1 dakika aldi keza benim beyin hucrelerim de tipki diger vucut hucrelerim gibi tembeldir biraz. Saat oldu 11.57 pm ve bu sefer de acaba 3 dakikada uyuyabilir miyim dusunmeye basladim ki hayatimla ilgili cok onemli bir seyi kesfettim, ben bu kadar dusununce uykum kaciyor. Ve ben de dedim ki madem uyuyamiyorum, bari dusunceli bir insanmis gibi gorunup, 12.00 am itibariyle sevdiklerimi arayayim. Yeni yila girdim burda canim, cicim hahayy kutlu olsun mutlu olsun nidalari attim. Sanki cok afedersiniz havai fisek gosterisinin gobeginden ariyorum, oyle coskuluyum. Halbuki az once kafayi koysam kesin 3 dakikada uyurdum, haberin yok. Sonra gittim sekiz dokuz sezon dizi izledim adi onemli degil, lazanya yedim ve papatya cayi ictim. Yani siradan bir gun gecirdim.

Yeni olan bir sey yok, rakamlarin yerlerinin degismesinden baska. Buysa yenilik, cok buyuk bir yenilik ile girecegim modifiye edilmis eski yila. Ama onu soyleyemem okur, henuz halk buna hazir degil. O yuzden sizin bu gicir gicir, yepisyeni yiliniz aslinda eski arkadaslar. Evet bunu soylemek kotu, uzucu ama boyle. Why so serious? Yani bosverin olur boyle seyler. Nasil olsa geri donusum hepimizin cabaladigi bir sey degil mi? O yuzden bari en azindan bu sefer bu yildan daha onceden aldiginizdan daha fazla zevk almaya bakin. Cift dikis yasamak iyidir. Degerini bilin.


22 Aralık 2008 Pazartesi

Lan lun ve bilimum kaba sozler

(Boyle bir yazacaktim su an. Vazgectim sonra. Burda yazdiklarim, yazilanlar, konusmam ve kibarlik ve kabalik arasindaki ince cizgiye dair. Ama bu burda dursun bir ara mutlaka yazacagim. Taslak diye bir olay varmis fakat baktim unuttugum bir suru taslak var. Bunu unutmamak icin buraya koyuyorum. Cok onemli degil gerci unutup unutmamam ama lazim olur belki bir seyler yazarim lan.)

Evet boyle girmisiz konuya, ama cidden cok mesguldum okur. aslinda degildim de, yazmak gelmedi aklima. O yuzden yeni yilin bu ilk gununda boyle bir yazi yazmak gerekir diye dusundum desem de inanma tabii ki, ne alaka yani. Baska bir yazi yacaktim da baktim madem yazacagiz demisiz yazmak gerek.

Evet efendim, sevgili okur, blooger camiasi, ailem, valim ve diger yarim. Simdi burda bir kac yazi var. Bakiyorsun kurmusum bazen guzel cumleler, bazen sacmalamisim ama hepsinde bir uslup seziliyor. Yani nasil desem, bir yapmaciklik gordum belki de. Ben aslinda konusurken cok kaba olabiliyorum. Fakat yazarken nasil desem, sanki icime baska biri giriyor. (Simdi hemen canli bir ornek. Bu cumleden, sonra kesin o malum espriyi yaparim ben). Dikkat ediyorum yazdiklarima, neler yazmisim, neler anlatmaya calismisim. Lan kelimesini kullanirken bile dusunuyorum, inanir misiniz? Inanmazsiniz sanirim. Ama cidden oyle.

Ozellikle telefon konusmalarina bayiliyorum. Izliyorum, goruyorum, dinliyorum. Insanlar telefonda konusurken degisiyorlar. Hele ki ben, boguruyor mu bogazlaniyor mu anlasilamayan ben, telefonda adeta joker hakki kullandiran bir Kenan Isik oluyorum. Bir de sesim inceliyor ki sormayin. Ya da sorun ama ben cevap vermem buyuk ihtimalle.

Yani demem o ki, ben aslinda kaba bir insanim. Cok kufurlu konusabilirim. Burdan da su cikarimi yapiyorum aslinda Orhan Pamuk da, Tuna Kiremitci de, Dan Brown da, hatta ve hatta Murathan Mungan da gercek hayatlarinda cok kabalar. Oyle olmalilar. Kufur falan boyle, oraya buraya koymalar. Sasirmam boyle gorseydim onlari ornegin. Yani Tuna Kiremitci, Ulan la baslayim koyayim ile biten bir cumle kursa zerre yadirgamam, hatta muhabete devam ederim, yengeye ayip ettin diye. Yaparim bilirsin, okur.

Ayy ne iyi cocuk derler bana genelde. Pek konusmam ondandir. Konussaydim demezlerdi zaten. Gerci kucuktum o zamanlar, simdi pek duymuyorum bunu keza hayvani bir goruntu altinda iyi bir cocuk demek her yigidin harci degil. Degil mi? (Ornegin bunu yazarken, di mi lan? dedim ama bakin ne yazdim.) Cok ikiyuzlu bir davranis. Fakat konusurken buna goz yuman arkadaslar, burda okuduklarinda ayni toleransi gosteremiyebiliyorlar. O yuzden konusma dili ve yazma dili farkli bir seydir diyorum ve bu yaziya son veriyorum. Kibar olun biraz kibar. Kufur etmeyin, nazik olun. Daha guzel yarinlar bizi bekliyor.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Olmuşla Ölmüş

Son yazi olacakti ya hani bu. Olmadi. Icimdeki sarki bitmisti. Yeniden basladi. Ama benim tarzim degil bu. Calan seyler bana gore degil. Olsun icimdeki sarki bitmemis ya ona da sukur.

Neden yine aynisi oldu? Ne kadar ugrastiysam normal bir hayat icin hep kederlerin icine suruklendim. Hep de yanimda yuzunu asmasina bile dayanamadiklarimi goturdum. Bogdum onlari karanliklarimda, yaktim benim coktan alistigim yanginlarimda. Neden insanlara hep istediklerini veremedim? Ben zannederken en iyisini yaptigimi, karsimdakiler neden bana nefret kustular hep sonunda. Neden kimse benim gibi degil? Tek miyim bu koca dunyada su kadarcik bile mutluluk isterken, yine suclanan, yine her seyin musebbibi secilen? Ben yaptigim seylerden pismanlik duydum ama asla onlari kaldirip atmadim bir yere. Onlardi beni ben yapan cunku. Onlardi bana ilerde donup baktigimda yol gosterecek cirkinliklerim. Eger biri bana bir sey soylerse onlardi benim rehberim, karsimdakini de anlamak icin. Kizmadim hic karsimdakine neden bunlari hatirlatiyorsun diye. Hatirlatmali ki bileyim, o neden boyle yapti. Hatirlatmali ki bileyim o da beni sevdi. Hatirlatmali ki onu hep guzel hatirlayayim. Hatirlatmali ki onu hep sevebileyim. Onun cirkinlerini de sevdim ben cunku. Her seyini sevdim. Cunku onlardi onu da O yapan. Ben severken kimseyi kaliplara sokmadim.

Mahcubum, her zamanki gibi. Yine ask lugati tersten okundu. Yine uzuldum sonunda ben ben oldugum icin. Ama anladim. Bu sefer anladim. Ask neymis, sevmek neymis anladim. Cektigim acilardan neden zevk almisim anladim. Aglarken neden guluyormusum anladim. Neden birakip gitmek isterken her seyi sebepsiz yere mutlu oldum anladim. Son yazi olacakti bu, ama anladim ki olmayacak. Ben ona hep yazacagim. Asla ihanet, asla zayiflik degil bu. Bu benim. Her zamanki ben. Olmaktan kactigim ben. Yazacagim yine aklima gelenleri, icimden cikanlari. Ve yine hic bir plan yapmayacagim yasarken. Mahcubum, uzgunum. Yari yolda biraktigim, hayal kirikligina ugrattigim herkes adina. Cunku bana yapildiginda aynisi karsimdakinin umursamaz tavri yikmisti beni. Ama ben umursuyorum, hem de cok. O yuzden mahcubum, uzgunum.

Ayni gevezelikleri yaptim sanirim tekrar tekrar. Ama olsun, bu da benim mesela. Boyle de gidecek sanirim. Ben yine yazacagim. Ama sen, ama sen,
kaldir opulesi alnini ve bak bana
yoroz degil kararan
yuzumde isigindan ayrilmanin kederi
biraz da iste geldik gidiyoruzun huznu var
ama gordun mu gulum
bir tek gozlerim degismedi...yine
bir tek gozlerim

13 Aralık 2008 Cumartesi

Erkekler Aglamaz

Ben aglamadim dun aksam. Bitmisti goz yasim. Yuzumu doktum. Oralarda bir yerdedir. Son bir yaziyla donecegim belki de, niye basladiysam o sebeple bitirmek icin. Ama onu da beceremem ya neyse, beceremedigim ne ilk ne de son sey olacak.

Geceden karanlik sebebim
Geceden multeci kaderim
Korkarim donmez yuregim
Korkarim guzelim korkarim

Ozet

- Aslinda cok sey var soylemek istedigim. Herkesle paylasmak istedigim. Ama hicbiri ciddi degil. Hicbiri kimseyi derin dusuncelere sokacak degil. Sadece yazmak istiyorum. Ne yazacagimi bilmiyorum. Neden bahsedecegimi bilmiyorum. Bildigim tek sey ne yazarsam yazayim, sadece istedigim icin, sadece paylasmak icin.

- Ilk gunku gibi olsun her sey. Saclarim hafiften uzun, yok kimse gonlumde.

- Nerden bulastim ben bu islere tekrar, nerden girdim inanmadigim tanrilarin hikayelerine?

- Ben findik cuvali tasirdim, simdi su kalbi zor tasiyorum

- Sevmeyi bilemediklerime bir madde daha eklensin, bir parantez daha acilsin safliklarima.

- Aslinda ben zaten hissedeceklerimi hissetmisim henuz insanlarla tanismadan, duymusum soyleceklerini daha agizlarini acmadan.

- Soylediklerimin hangisi yalan kimse bilmez. Hangisi dogru onu da ben bilmem.

- Simdi ise vazgecmek uzereyim cevabini coktan bildigim sorulari sormaktan ve icinde kayboldugum seyleri geyik malzemesi yapmaktan

- Farkettim ki ben hala cocugum. Buyuyen sadece bedenim, icime aldigim insanlar. Onlar buyudukce ben de buyumek istiyorum. Buyumus gibi davranmak istiyorum aslinda. Yoksa hala bir cebim misket, digeri erik dolu.

- En iyisi eve donmek galiba, her zaman hosgeldigin yere. Kapinin hep acik, icerinin hep sicak oldugu, kimsenin seni yargilamadigi, dusunmeden gulup aglayabildigin yere

- Bu kadar yakinken simdi bana babam, nedir bendeki bu arayis bu cokuntu

- Bu lanet oyunda neden ben hep ebe oluyorum

- Benim ki utangaclikti, cekingenlikti, sevmekten degil kaybetmekten korkmakti

- Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. yüreğini elime koyduğunda anladım.
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek. Git dediklerinde gittiğimde anladım

- Neden hep baskalari mutlu oluyor benim mutlu olmam icin. Acaba ben mutlu olunca mutlu olan ne kadar insan vardir su dunyada. Rahatlayan degil, sevinen degil, cidden mutlu olan. Fedakarlik eden bir cok seyden sadece benim yuzum gulsun diye. Var mi boyle insan etrafimda. Ne guzel soylemis Tanju Okan; Sen mutlu ol, ben aglarken gulumserim.

- Iste bu Karadeniz gibi dalgali icim, hic birseyden emin olmama izin vermiyor.

- Eninde sonunda hepsi gececek ama bilirsin ki izi kalir.

- Mavi Gozlu Dev, Minnacik Kadin ve Hanimelleri

- Yasama sevinci derler bir meret var, ne oldugu hakkinda kesin bir bilgim yok ama benim icin ailem benim yasama sebebimdir.

- Bir deniz bu kadar mi isler insanin icine.

- Bi haber yok,bir iskele babasi gibiyim,issiz bir liman kenarinda duruyorum. Dort gozle bekliyorum gelecek gemiyi. her gelen atiyor bogazima halati. Boguluyorum. Kiziyorum bekledigim geminin bu vurdumduymaz hareketine. Kisa suruyor kizginligim. Cunku her giden gemiyi ozluyorum.

- Yesille mavinin arasina sikismis bir sekilde duruyorum kendimi bildim bileli. Yesillik dedigimse findik, mavi dedigimse hep denize bakan gozlerim oldu.

- Benim ozetim bunlar. Niye buraya yazdiysam, ne amacladiysam bilmiyorum. Tesekkur mu etsem sana pilog, okkali bir kufur mu savursam. Bilemedim. Her sey gibi, ne yiyecegimi bilemedigim gibi, ne yapacagimi bilemedigim gibi, sen de eklen benim bilinmediklerime.


Basladigim yere donmek bu. Bitirmek icin her seyi.

09 Aralık 2008 Salı

itiraf.co.kr

koreli, erkek, 52, daegu
Korelileri sevmiyorum. Sevmemem kendileri ile arkadas olmama engel degil fakat briketlerden yaptigim bir oynargi duvarim var kendilerine karsi. Asla irksal bir yaklasim degil, ozunde her millet guzel ama Koreliler siklikla sinirimi bozabilen insanlar.

altmislikkaset, kadin, 7, dikmen
Ankarali Turgut dinlerim ben. Saka degil dinlerim. Orjinal kasedi evimde bulunmustur belirli bir zaman araliginda. Daha mp3 nedir bilmezken arabayla 15 saatlik yolculuk yapmadiysaniz onun ne denli bir rahatlatici muzige sahip oldugunu bilmezsiniz. Sozun ozu, severim absurd sarkilari ve ozunde Ankarali Turgut'u.

jilet, erkek, 25, berlin
Ben Muslum Gurses de dinlerim. Hem de cok. Blues, anadolu rock, turku, kemence, tulum, hip hop, techno, tsm dolu muzik calarimda tam 75 adet Muslum Gurses sarkisi var ve hepsini de ayni zevkle dinliyorum.

kutupayisi, belli degil, 33, gronland
Usuyorum lan. Hem de cok. Donuyorum tabiri caizse. Ozellikle burnum ve kulaklarim. Tir tir titriyorum.

sukusu, kadin, 18, bodrum
Dus almaya useniyorum. Aksam alirim diyorum sabah kalkinca, sabah alirim diyorum aksam yatarken sonra gun ortasinda buz gibi suyla dus almak zorunda kaliyorum. O yuzden 3 haftadir dus almadim. Islak mendille yuzumu siliyorum.

sarhos, erkekimsi, 99, paris
Alkolu seviyorum. Yalan degil. Cok mu belli bilmiyorum ama cok da yalan soylerim. O yuzden alkolu severim. Baglantiyi kurup dogru cevabi yollayan ilk 20 okuruma verecegim. Bir sise tekila.

julie, kadin, 23, kingston
i need a cure for this thing i'm feelin'
me i need some sexual healing
i wanna reach and touch the ceilin'
when i'm lovin' my julie, ay

coni, erkek, 72, sivastopol
Bilgisayar hastasiyim ben. Bilgisayar olmadan iki gun gecirince ozluyorum mereti. Uc gun araliksiz bilgisayar oynamisligim vardir. Ama denizi ve futbolu bilgisayardan daha cok seviyorum. Futbol evet, futbolu cok severim ben. Mac izlemeyi de keza. Tartisma istemem, mac izlemek istemeyen birisinin goruslerine saygi duymam.

loverman, erkek, 24, ohio
Sevdim. Anlayabilecek olsaydi soylerdim. Hala seviyorum. Artik anlasa da soylemem.