12 Kasım 2008 Çarşamba

Toplum Yanilgisi

Insanin bir toplum olarak daha iyi yasayabilecegi yanilgisidir. Toplumlar surekli olarak bir arada olmayi bir marifet gibi goren fakat aslinda o biraradaligin arasinda yitip gittiklerinin farkinda olmayan insanlarla doludur.


Insan yasamak icin diger insanlara muhtactir. Evet sosyal bir canlidir insan. Iletisime gecmeli, paylasmali, yeri geldiginde de hayatina bir baska insanla devam etmelidir. Fakat is toplum olma kismina dayandiginda, aslinda herkesin bildigi ve kendine bile itiraf edemedigi cesitli sorunlarin insanin insan olma vasfini elinden aldigi bir duzene dogru gidildigi benim nacizane gorusumdur. Soyle sacma bir yaklasimla yaklasirsak, insan hayvani yasama ne kadar yaklasirsa o kadar daha insan oluyor. Burda anglosakson arkadaslarimin deyimiyle "define insan" sorusu akla geliyor tabii ki.

Kendi yarattigi ama asla kendini bir parcasi gibi hissetmedigi toplumlarda yasayan bu canli midir insan? Iste bu da sanirim filozoflarin yillarca pesinde kostugu sorulardan biridir. Belki de degildir hayatimda hic filozofla tanismadim. Toplumun icinde ona uymaya calisan bir pitircik midir insan? Yoksa kendi istedigi gibi yasamak icin digerlerine uymayacak bir toplum duzeni pesinde kosan bir asi midir? Hal boyleyken, daha insan kendini tanimlayamazken, belirli kurallar dahilinde tanimladigi, boyundurugu altinda tuttugu binlerce insanin bir arada optimum faydali bir topluluk olusturacagi fikrini bize dusunduren de yine farkli tanimlar altinda insan olmamizdir herhalde.

Insanin tanimini yapamadiktan sonra, bir de toplumun tanimini yapamamak bu sorunumuzu da cozumsuz olarak birakacak elbette. O yuzden simdi hep beraber, trt-4 acikogretim felsefe dersindeki ciddi ablamizin yuzundeki ifade ile toplumun tanimini yapamayarak bu sacma yazi silsilesine devam edelim. Toplum genelde felsefi olarak bir insan modeli gibi hareket eden ve yapitasini insanlarin olusturdugu bir organizmadir. Yani toplum bir truva atidir icinde kucuk tahta atlar olan. Peki toplumu olusturan insanlarin tek ortak ozellikleri insan olmalari midir? Birbirinden her hali ile farkli insanlar bir toplum olusturabilir mi? Toplumu olusturan insanlarin hepsi ayni cikari mi gutmeli? Simdi sozluge bakarsak iki anlami cikiyor karsimiza. Keske her sey sozluk anlami ile olsa. "Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü" demis turk dil kurumumuz. Temel cikarlari saglamak icin isbirligi yapmamiz gerek yani toplumumuzu olusturabilmek icin. Bir sayi yok. bir limit yok. Ayni toprak parcasi uzerinde yasamamiz lazim a dostlar. Ne kadar sevsem de hepinizi, cikarlarimiz uyussa da belki, kusura bakmayin ben sizin toplumumuzun bir parcasi degilim. Simdilik. Bir de topluluk diye bir tanimi vardir toplumun ki ben ise ikisini ayirarak gorusumu belirtmekten yanayim. Bu paragrafin ana fikri degil de son sozu olarak soylemek isterim ki, toplum kavrami insana iki beden buyuk bir gomlektir. ancak seksten sonra sabah vakti uzerine giyer de kahvalti hazirlarsa hos gorunur. Ayrica su sahneyi de yasamadan olursem gozum acik gider iki elim o pis holivud filmlerinin yakasinda olur. Yoksa pek bir estetigi yoktur. topluluk ise insanin vucudunu saran badidir. Eger uygunsaniz giyersiniz yoksa o topluluk sizi icine alir fakat vucut hatlarinizin goruneceginden emin olun. Yani bu aptal sair burda ne demek istiyor. insan toplum olamayacak kadar hayvansaldir. ancak uygun durumlarda bir topluluk olusturur, ki o topluluga fazla geldiginiz gunler olacak mutlak ki bu da baska bir topluluga yamanma vaktidir demek.

Olsuturulan toplumlar icinde insan asla samimi olamayacaktir. Belli cikarlar dahilinde samimiyetinden odun verecektir. Toplumun ortak cikarlari icin isbirligi yapacak ama eninde sonunda kendi cikarlarini o cikarlarla paralel seviyeye getirebilmek icin cesitli ugraslar icinde olacaktir. Asla istediklerini duygularini ozgurce soyleyemecektir, derken isin icine bir anda duyguyu soktugumu farkettin sanirim sikilmayarak buraya kadar okuduysan okur. Evet insani toplum olmaktan alikoyan bir baska unsurdur duygulari. duygular surekli degisir insanin vucudunda ki ustunde zerre kontrolunuz bulunmaz bazilarinin. bu durumda toplumun da ortak duygu kriterleri olmasi lazim ki olasi isbirliginiz bozulmasin. Peki var midir boyle kriterler? Evet maalesef. Bu da toplum yargisi, mahalle baskisi, tabu vb. bir cok isimle isimlendirilir. Surekli degisen duygulara sahip bir insanin, belli duygu kriterlerine sahip bir toplumun parcasi oldugunu iddia etmek de sanirim kolaya kacip insan oldugumuzun farkinda olmadigimiz kanisina kendimizi kaptirmaktan baska bir sey degildir. Iste burda benim, yani bu yazi icin ailenizin cakma filozofu, mahallenizden bildiginiz saydiginiz kardesinizin onerisi ortaya cikiyor. Insanlar toplumsallasmamalilar. Insanlik, degisen duygu ve dusunceleri dahilinde topluluklar olusturmali yeri geldiginde, ve yeri geldiginde o yalniz mahzenine geri donmelidir. Topluma uymaya calisan insan degil, kendine uyan toplulukta bulunan insandir onerim. Peki neden boyle sacma sapan anlasilmaz bir oneri ile geldim okur? Var mi bir fikrin? Bence var. Aksam bi caldir, konusuruz. Hem sana soyleyeceklerim var.
Kendimi toplumun bir parcasi olarak gormuyorum. Cunku kafamdaki insan tanimina uymuyor yasadiklarim. Toplumun deger yargilarina uygun davranmaya calisiyorum, gizlemeye calisiyorum asil hissetiklerimi cunku bunlar dile geldiginde toplum yasami bozulacak seyler oluyor genelde. Burda tabii ki bahsedilen toplum ben ve cevremdeki mikrotoplum. Burda mikrotoplum diyerek yaziya nasil da entellektuel bir hava kattigimi da ayrica belirtmek isterim. Gerci okur benim entelektuel seviyemi bilirsin sen ama olur da kazara giren bir okumaza denk geliriz diye soyledim. Alinma okur alinma. Ornegin bunu da belirtmeden gecmeyelim. Benim fikirlerimin ciddiye alinmasi icin cogu yerde akademik birikimim sorgulandi bu toplum denen organizmalarda. Yani sadece insan oldugum icin, sadece dusunebilen bir canli oldugum icin, sadece konusuyor bile oldugum icin fikirlerime saygi duymayan insanlarla beraber bir toplum olustur musum da haberim yokmusmus. Yani beni kaale almalari icin mutlaka elimde bir silah olmali. Ya diploma, ya unvan, ya meslek ya da bildigin silah. Yoksa senle baska baskalari ile baska konusan toplum evlatlari seni anlama zahmetine bile girmiyorlar. Evet ne diyordum? Mikrotoplum. Evet bir parcasi oldugum toplumun ben ve bana bagli bireylerini iceren kismi icin kullaniyorum bunu. Nedir efendim? Vereysunuz beynamaz usaklariniza bir toplum bilinci, icki iciyler, kumar oyniler, rus karisina gidiler, degisik oyunlar, pilarda pilarda. Ama hic biri bu toplum bilincine uymayan duygularini gizlemekten de geri kalmiyor. Bakin isin icine bir de toplum bilinci girdi. Buna sahip olmayan insanlar ayiplanir genelde toplumda. Nerde? Toplumda. Yani toplum icinde toplum bilincine sahip olmak lazim. Bu toplum bilinci insanda dogustan gelen bir ozellik degil, yani insan kendi basina bir toplum bilinci edinemiyor. Yani insana aslinda onun dogasinda olmayan bir seyi asiliyoruz ki dogasinda olmayan bir toplum icinde rahat rahat yasasin. Onu yapma ayip, bunu yapma uzulursun, onu yaparsan dalga gecilir, bunu soylersen senle kuser, oyle dersen kirilir. Peki neden? Seni seviyorum, senden nefret ediyorum, bir daha gorusmeyelim, ya su davranisin beni cok kirdi, bir daha sakin boyle yapma, ben sunu yapmak istiyorum, sadece seni istiyorum. Belki cogumuz kullaniyoruz bunlari. Ama her dusundugunuzde bunlari soyleyebiliyor musunuz karsinizdakine? Sanirim hayir. Buna sebep ne? Sartlarin uygun olmamasi. Bu uygun sartlari kim yaratti peki? Biz ve ustelik bu sartlarin insana uygun oldugunu dusunerek. Kendimizi bir kafese hapsediyoruz, sonra da insanin yeri bu kafes degil diyerek daha buyuk kafesler yaratiyor, icimize giren 7 yasindaki dengesiz bir cocuk tarafindan timsahlara yem ediliyoruz.
Ben de bu dediklerimi yapamam sanirim. Burda ileri geri konusmak cok kolay gercekten. imgesel anlatim, ironi, sululuk bunlari yaparken gercekleri yine direk olarak soyleyemedigimin de farkindayim. Bunlar sadece beyinsel uretimimin ifrazatlari. Bir nevi dusunsel bosaltim sistemi.
Fazla uzayan bu gereksiz harfler toplumuna bir nokta koymak gerekirse. Toplum ve insanlarin yasamak icin topluma ihtiyac duyduklari dunyanin en buyuk yanilgisidir. Toplum insani robota donusturen, aklinin olduguna, hissettiklerinin ve dusunduklerinin farkindaligina varmasi gibi insansal ozelliklerini belli kriterler dahilinde kisitlayan birer bekaret kemeridir. Opusursunuz, sevisirsiniz ama asla insan olmanin gerektigi birlesmeyi saglayamazsiniz toplumla. Bu yanilginin yerini orta vadede almasi gereken ise olmasi gerektigi gibi davranilan kendi arasinda degisimli, baglilik gerektirmeyen topluluklardir. Surekli degisim icindeki insanin olusturdugu bu topluluklar da kendi aralarinda icindeki insanlarin degisimlerine paralel degisimlerle degiserek insana bu imkani tanimalidir. ama giderek artan nufus sanirim buna izin vermeyecektir. Kendi kucuk ufak dunyasinin bile disina zor cikan insan, yine onundeki ilk topluma kaynayacak, hayvani ihtiyaclarini giderdigi surece de o topluma insani yonlerini kurban verecektir.

Tekrar okundugunda bu yazi aslinda soyle 80 yil once yazsam belki fena olmazdi ama simdi. Donup de kendigime baktigimda. Surekli degisen duygularin ne demek oldugu daha iyi anlasiliyor. Surekli degisen dusuncelerin insanlarin hayatina nasil etki edildigi de. Cunku ne kadar da sacma. Olmaz ki bu yazdiklarim. Ben en iyisi yine atayim icime de canim cicim mikrotoplumumun toplumsal huzuru bozulmasin. Bozulan toplum huzuru beni de huzursuz eder ki insanin insan oldugu icin huzursuz olmasi gibi yaman bir celiskiye girip biraz daha sacma yazilar yazmama sebep olur. Yine de ben her zaman ki gibi bir seyler salik vereyim sana okur. Insanlar insan oldugu icin sana insansi yonleri dahilinde acildiklarinda, sen onlara toplumun kilici ile degil insani kalkanininla yaklas. Onlardan soguma, toplumuna daha siki yaslanmak yerine bir bakin belki sen de cikmak istiyorsun o toplumdan ama cesaret edemiyorsun. Bu yuzden onun cesaretini tebrik et acikca, al yine de toplumuna eskisi gibi davran ona. Cunku henuz gidecegi bir topluluk yok ve giderecegi hayvani guduleri cok. Bil ki aslinda o da sizin gibi topluma muhtac okur. Sadece her insan gibi bu muhtaclik, acizlik onun da kanina dokunuyor. Hor gorme onu okur. Ayrica aksama caldirma vazgectim okur. Direk bize gel, ben de gelirken iki kilo hamsi alirim salata falan idare ederiz. Yalniz gelirken iki toplumsal cumle getir yaninda mezemiz olsun.
Ulan insan miyiz hayvan miyiz? Ust insan olsak bunlardan cayar miyiz? Ben senin biyigini .... Nietzsche.
Ayrica sonradan belirtmek gerekirse Goethe adli arkadasimiz insanin bu coskunlugu ve toplum tanimamazliligini cok guzel anlatmistir. Toplumun insani nasil degistirdigi ve ruhuna aykiriligindan bahseden bu Goethe arkadasimiz ise sonradan yazilarinda toplum ve toplumsal uyumluluktan dem vurunca okuyucalari sasirmis, kardesim hayirdir diye telefonlara sarilmislardir. Dolasan dedikodulara gore Christiane ile duzgun bir yasam suren Goethe evinin erkegi olmus ve artik kendinden cok onu dusundugu icin olsa gerek, duzenli ve yerlesik bir hayati anlatmistir eserlerinde. Bu demektir bizi hep asi, anarsist Hera'lar buldu bu zamana kadar. Christiane'mi bulur bulmaz silerim bu yazdiklarimi haberiniz olsun. Gel christiane gel. Yoksa cikaracagim civisini bu toplumun.

5 yorum:

noname.morosophe dedi ki...

Önce tebrik.. Epeyy bişey biliyorsunuz ve bunun da gözümüze sokmak için var gücünüzle dayanmışsınız.. Ama insaf yahu.. Benim hayatı 200 kelime ile yaşayan insanıma böyle zulmetmeseniz..
Söylenecek çok şey var.. Hele benim kadar geveze isen.. Neyse aklıma getirdiklerini özetlersek:
*parça bütünden farklı bir şeydir aslında.. (Birey -toplum)
*güruh ( bu kelimeyi bildiğinden eminim ki bu çok sevindirici)
*Genel kabul görenleri yaşamak normallik midir gerçekten.. Normal ne? anormal ne?
Veeee, tek hayalim benzer dokuları taşıdığıma inandığım insanlarla bakir bir arazi parçası bulup orda küçük bir yaşam birliği oluşturmak.. Bahçede domates-biber.. Ahırda inek-koyun ..
Bu toplumla doku uyuşmazlığımız var..Transplantasyonumu gerçekleştiremiyorum bir türlü..

Fatih Karadeniz dedi ki...

Oncelikle tesekkur. Bir sey bildigimden degil bildiklarimi yasadigimdan olsa gerek ama goze sokma gibi bir sey amacim olmadi. Oyle bir iticilik varsa ben ozur dilerim. Pek okur tarafindan bakmadigimdan, ki gerek de yok sanirim, boyle ayrintilari pek dusunmemistim yazarken. ama boyle ukalaca bir anlatim varsa ben kendim rahatsiz olurum. kusura bakmayin. 200 kelime ile yasayan insanin yasadiklarini ifade edememesi normal. Burda ise bunu ifade edebilirken etmek istedim.

parca butunden farkli gozukuyor. aslinda parcalar da birbirinden farkli. butun altinda ayni gorunme telasindalar.


Zaten sorunlarin cogu olay ve tanimlari tanimlamaktan geciyor. Normali anormali dogruyu yanlisi. Burda benim su anki gorusum ve mutlaka degisecek bu goruslerim. Ben ya sirf o toplum baskisi yuzunden degismemis gibi yapip kendime ihanet edecegim ya da degisik seyler savunacagim. Bekleyip gorelim. Genel kabulu gorenler de yine bizleriz. Bu kabulleri degistirenler de biz olacagiz. O zaman bu kadar degisken genel kabulleri neden aliyoruz? Kabul ederken etmeyenlerin ne gibi bir davranis gostermesi gerekiyor. Genel kabulleri uyanlarin bir arada yasamasi mi daha mantikli, kabullerimizi genele uydurmak mi? Cevabi ne olursa olsun, karsit gorusun de cevabi da ayni oranda mantikli oluyor konu daha tanimi belli olmayan dogrularsa.

Hayalinizi paylasiyorum zaten. Ama su anki yaklasimlarla o hayata bile uyamayiz sanki. Her seyi sifirlamak da namumkun. Bu durumda insanin dogasi aslinda bulundugu guruha oyle veya boyle uymayan bir yapisi olmasin sakin. Bu da mantikli sanki.

Buraya da bu kadar uzun yorum yazilmaz ya neyse. Kusura bakmayin malum gozunuze sokmak lazim bazi seyleri. :D. Saka bir yana yazida oyle bir etki varsa ozur dilerim tekrardan. Sevmem cunku boyle seyleri. Bir sey bildigimden de degil.

noname.morosophe dedi ki...

Yok lütfen bilenin bildiği konusunda tevazu yapmasından nefret ederim.. Siz de yapmayın. Varsın birileri ukalalık olarak adlandırsın.. Bana hiç itici gelmiyor herşeyden önce.. Tam tersine gereksiz tavazuyu samimiyetsiz bulurum.. Herkese hak ettiğini vermekle başlayalım değişime.. Herkesten önce kendimize hakettiğimizi vererek.. Uslubunuzu sevdim.. Dedim ya biliyorsanız bunu avaz avat ilan edin. Alev Alatlı'ya bir sohbet sırasında üslubunun Türk halkı ortalmasının üzerinde olduğu ve anlaşılmadığını söylüyorlar.. Kadının cevabı büyüleyici idi.. Tam kelimeleri hatırlamasamda özünde dediği şuydu :yazarın toplumun seviyesine inmek gibi bir misyonu yoktur , tersine onun işi toplumun mevcut çıtasını yukarı çekmektir.
yazılarınızı keyifle takip edeceğim :)

Fatih Karadeniz dedi ki...

Alev Alatli'dan da bu beklenirdi zaten. Bildigimi aktarmaktan gocunmadim ama sevmedigim kisim bunu ukalaca yapmak. Yani bildigini aktarmak icin ciktigin yolda, sadece bildigini gostermeye calismak. Yapmak istedigim bildigimin daha dogrusu dusundugumun ne oldugunu gostermek, bilen birisi oldugumu ilan etmekten ziyade. Anlasilma kaygisi guttugum yerlerden degil burasi gercekten de o bakimdan. Bilgiden ziyade kafamda donen seyleri oylece yaziyorum. Begendiyseniz ne mutlu.

Guzel yorumlariniz icin de tesekkur ederim ayrica.

duygu ben karadeniz olan dedi ki...

son paragraftaki hera'yı görünce şasırdım gerçekten
neler çektim ben o hanımefendinin yüzünden sen bilir misin yazar aah okudum bak yine aklıma geldi vaayh terbiyesizler